Bilinçaltı Telkin ( subliminal) Cd Nedir? Ne İşe Yarar.
Avni Sevinç ile bilinçaltı temizliği

Gönderen Konu: Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )  (Okunma sayısı 46056 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı AvniSevinc

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 3,402
Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )
« : 10 Haziran 2011, 00:43:30 »







Farkındalık nereden çıktı?

Bir an durun.Ve ben ne yapıyorum deyin.Cevap veremeyeceksiniz.Çünkü şimdiki zamanda sorulan soruların cevabı yoktur.Anda kalınca insan tepkisiz ve dingindir.İnsanoğlunun %98 i bir hastalık yaşamaktadır ve hiçbiri bunu fark etmez.Bu hastalığın adı “düşünmek” tedavisi ise “Farkındalık” tır.

Kendinizi tanımlayın dersem size bana nasıl bir cevap verirsiniz?.. özelliklerinde.. yı seven.. şeklinde başlarsınız.Hepsi yalan.Siz aslında tahmin ettiğiniz kişi değilsiniz.Bu anlattıklarınız ego.Ego nedir peki.Bunca sıklıkta duyduğunuz bir kelime.Ego,nefistir,şeytandır.Kısaca sizi yöneten ikinci bir varlıktır.Evet o bir varlıktır.O bir canlıdır.O canlı ruhsal boyutta yaşar.

En başa dönelim.Dünyanın yaratılışına kadar başa. Allah (Varlık,tao,sınırsız güç,öz,bilinç..) melekleriyle birlikte insanoğlundan önce yarattığı başka varlıklarıyla ilgilenmekteydi.Bir gün insanı yarattı.

İblis(Şeytan), lanetlenmeden önce, meleklerin hocası mıydı?

Evet, meleklerin hocası ve reisi idi. İslam âlimleri
Allah’ın emri ile, bütün melekler, Ademe doğru secde etti. Meleklerin hocası olan İblis, emri dinlemedi, secde etmedi. İblis, meleklerle beraber idi. Ateşten yaratılan cinler taifesinden idi. Melekler ise, nurdan yaratıldı. İblis’in önceki adı Azazil idi. Cennetin bekçilerindendi. Dünya seması meleklerinin reisi idi. Dünya, semasının ve yerin sultanıydı. Meleklerden ilimde üstün idi. Gök ile yeryüzü arasını idare ediyordu, bunun için kendini büyük gördü. Bu hâli onu Allah’a isyana sürükledi. Allah da onu, rahmetinden uzaklaştırdı.
Bu cevap tüm dinlerde aynıdır.incilde kuranda tevratta da aynen anlatılmaktadır.

Peki Şeytan neden secde etmedi?

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." Dedi.Bu meleklerin arasında şeytanda vardır.Kuranda Allah kendinden bahsederken biz diye bahseder.Çünkü bir yönetim kurulu vardır bir görev dağılımı vardır.Melekler sadece söyleneni yapabilen hatasız robotlar gibidirler.Düşünemezler.Yorum kabiliyetleri yok denecek kadar azdır.Fakat melekler dışındaki varlıklar düşünebilme kabiliyetine sahiptir.Cinlerden olan Şeytan da düşünebilmektedir.Tıpkı bizim gibi.Fakat onun zekası ve üstünlükleri sıradan bir insana göre çok fazladır.Ama şöyle bir gerçeklik var.Kuranda da belirtildiği gibi “insanlar yaratılanların en üstünüdür” bunun sebebi ise insanlara Yaratıcı kendi nefesinden üflemiş kendinden bir parça koymuştur.Yani Hallacı Mansur(bir evliyadır) “Ben Allah’ım “ dediğinde idam edilmeden önce bu gerçeği anladığını ve gözüm açık gitmeyecek ben artık sırrı çözdüm diyerek ölmüştür.Peki bu sır nedir.Varlığın ta kendisidir.İçimizdeki özümüzdür.Adem yaratıldığında düşünebilme ve seçim yapabilme kabiliyetine sahipti.Düşündü ve artık tedavisi yalnızca “farkındalık” olan hastalığa yakalandı.
Bu hastalık nerden geliyor.Kim bu ego.Cevabı basit Şeytanın ta kendisi.Çünkü o görevini yapıyor.Kurandada anlatıldığı gibi şeytan lanetlendi ve “bende senin (benden daha üstün olarak) yarattığın bu insanlığı senin yolundan çıkaracağım kıyamete kadar vakit ver dedi.Ve Allah’ta izin verdi ama insanoğluna kefil oldu.Aslında tüm dinler bu gerçeği anlatmaktadır.Fakat birçok din zamanla değiştirilip farklı yerlere çekildiği için günümüze kadar tam olarak ulaşamamıştır.İslamiyet bile bugün bir çok değişiklikle karşıkarışaydır.Bunun en basiti kapanmaktır.Peygamber zamanında insanlar kapalı değildi.Sıradan geleneksel örtülerindeydi.Bir başka örnek olarak eskiden kadınlar ve erkekler camide birlikte namaz kılardı bugün kılmıyor gibi..Ama elimizde orijinal bir kitap var.Değişmemiş.Diğer dinlere mensup insanlar içinde incilden bazı örnekler verdim.İncildede birçok yerde farkındalığa işaretler vardır.Hatta genel olarak bakıldığında İncil farkındalığa daha çok yer vermiştir.Tevrattada bir çok ayet vardır.Bugun Siyonistlerin farkındalığı keşfettiği için dünyaya Yahudilerin hükmettiği söylenir.

Bu şeytan bir tane değimlidir bunca insanın içine girmeye nasıl yetişiyor?

Şeytan bir tane değildir.Onun çocukları vardır.çocuklarınında çocukları.Bu zincire göre peygamberin anlattığı bilgiler ışığında yüzbinlerce şeytan olduğu bilinmektedir.Ayrıca şeytan girdiği bir insanı diğer insanı da yoldan çıkarmak için kullanır.

Peki şeytan (ego) ne zaman içimize girer?

Yeni doğan bir bebek ne kadar saf ve temizdir.farketmişsinizdir.Düşünmez.özgürdür.bir bardağı yere atıp kırar sonrada güler.Şeytan insanlara ergenlik çağına girmeye başladıklarında girer.10 yaşındaki erkek çocukları sürekli olarak “anne kafamdan düşünceler geçiyor” şeklinde tepkiler vermiştir.

Artık bir kişi değil iki kişi olduğunuzun farkındasınız.Peki gerçekte siz kimsiniz?

Siz gerçekte Allah’ın size nefesinden üflediği kendi parçasından verdiği özüsünüz.İnsan bedenini düşünürseniz Ruh ve beden olarak iki kısımdan oluşur.beden sadece et parçasıdır.Hiçbir işlevi yoktur.Her şeyi ruh yapar.Çünkü ruh gerekli olan enerjinin kaynağıdır.Bu enerji kalkanı olan ruh bedenimize çakralardan çivi gibi çakılmıştır.7 büyük çarka ve yardımcı çakralar sayesinde sinir sistemi gerekli olan enerjiyi sağlar ve hormonlarla birlikte duyular oluşur.
Bedenimizin içinde karnımızın göbek deliğimizin olduğu hizada(2 parmak üstü) özümüz varlığımız temel çakraya bağlıdır.Ama ego tüm enerjiyi emerek özün faaliyetlerini devre dışı bırakır ve kontrolü ele geçirir.Ego sanki sizmişsiniz gibi hareket eder ve siz bunu fark etmezsiniz.Sizin yerinize düşünür notlar alır geçmişi ve geleceği hafızanıza kaydeder ilerde size acı olarar geri döndürür.Size hayaller kurdurur.Ve onlar gerçek olmayınca sizi üzer.

Nedir egonun(şeytanın) amacı peki?Bunları neden yapar?
Yukarıda da ifade edildiği gibi amacı sizi mutsuz edip yoldan çıkarmaktır.Çünkü o bu iddaayla yaratıcının huzurundan ayrılmıştır ve kıyamete kadar vakit almıştır.

Farkındalık Sahibi Nasıl olunur?
Yukarıda söylediğim kitaplar okunursa bir çok soru işaretinin cevabını bulacağınıza inanıyorum.Kısaca değinecek olursak , farkındalık yapılan her işi atılan her adımı “farkında” olarak yapmaktır.Yani anda kalmaktır.Mesela çay içiyorsunuz.Sadece çay için.Eylemle bütünleşin.Çay bardağına dokunuyorsunuz elinizle alıyorsunuz yudumluyorsunuz midenize iniyor.İşte farkında olarak çay içtiniz.Farkında olarak yapılan eylemlerde düşünemezsiniz.Sadece anı yaşarsınız.Çay içme anını.İçtiğiniz en güzel çayı içtiniz.

Yürüyorsunuz yolda.Farkında değilsiniz ne yaptığınızın.Çünkü farkında olmanız için durmanız gerekir.Ancak durduğunuz zaman yürüdüğünüzü fark edebilirsiniz.Bunu deneyin.Yolda yürürken birden 15 saniye kadar durun ve bekleyin sonra yürümeye devam edin.bilinciniz tazelenecektir.

Bakınız, insanların yüzde 98’i hastadır demiştik.Bunu bir örnekle açıklayalım.

“Bir gün trendeydim.Tıklım tıklım doluydu tren ve arka tarafta 3-4 boş koltuk vardı ama kimse oturmuyordu merak ettim.Gittiğimde orada yaşlı bir kadın vardı ve 3 sıra etrafına kimse oturmamıştı.Sebebi ise kadın bağıra bağıra yanındaki boş koltukla konuşuyordu.Onunla tartışır gibiydi.Kadın dikkatimi çekti.Tesadüfen aynı durakta indik ve kadını izledim sonra kaybettim.Yolda yürürken de konuşuyordu.Sonra lavaboya girdim ve aynaya baktım.Dedim yazık kadına delirmiş.Sonra yan lavabodaki adam bana dönüp buyur bana mı delirmiş dedin dedi.O anda gülümsedim.Meğer farkında olmadan sesli düşünmüşüm.Anladım ki aslında benim o kadından bir farkım yok.Hepimiz o kadın gibiyiz.Tek fark biz içimizden düşünüyoruz o sesli düşünüyor.” (Eckhart Tolle – Var olmanın Gücü)

Aslında sürekli olarak aklımızdan düşünceler geçiyor.Hepsi gereksiz hepsi boş.Ve bütün enerjimizi bu gereksiz düşünce emiyor.Zihnimizin neredeyse yüzde 80 i bu düşüncelerle dolu.Bu yüzden yaptığımız işlerde dikkatimiz dağılıyor.Sınavlarda başarılı olamıyoruz. Okuduğumuzu anlamakta güçlük çekiyoruz hatalar yapıyoruz vs.. Bu gereksiz düşüncelerden arındığınızı düşünün.Tertemiz bir zihniniz var artık.Bomboş.Bir kez okuduğunuzu anlıyorsunuz .Dikkatiniz dağılmıyor.Neye elinizi atsanız başarıyorsunuz.İşte hastalık ve tedavisi bundan ibaret. Tedavi sürecinde yapmanız gereken şeyleri ele alırsak;

1) Düşünceleri izlemek
2) Bedenimizi İzlemek
3) Duygularımızı izlemek


Evet, Hep izlemek ile bitiyor.Neden izlemek.Bir aynaya baktığınızı düşünün arkada bir hırsız var evinize girmiş.Eğer hırsız sizin onu aynadan gördüğünüzü fark ederse kaçacaktır yakalanmamak için

TESLİMİYET
yorum egonun işidir.sana doğru kelimeyi söyleyeyim.kitapların hepsini okuduğunda son konuda anlatılıyor bu sordukların.doğru kelimiye TESLİMİYET.teslim olman gerekiyor.her eyleme her duyguya.sen sanki ölmüşsün orda yoksun ruhunla ordasın sadece.manzara için cevap buydu.teslimiyet dinginliktir.ağaçlar dingindir.osho'nun örneğiyle cevap vereyim bir ağaç o kadar dingin ve tepkisizdirki sararn bir yaprağın bir ağaçtan düşüşünü izlerken ağacın ne kadar tepkisiz olduğunu görebilirsiniz.bir ağaç gibi orada varolman gerekiyor.tepkisiz ama orada olmalısın tam olarak.

nefesini izlemek sürekli uygulayabileceğin bir aktivite fakat neden takıldığını sana söyleyeyim.merkezlenemedin henüz.en üstte ilk mesajda içimizde bütün psişik güçlerimizi kontrol eden bir güç olduğunu ve onun hep bizimle varolduğunu söyledim.eğer merkezlenebilirsen o karnındaki çekilmeyi keşfedersen nefesini izlemek yerine artık 2. aşama olan kendini izlemeye geçeceksin.kendini izlemek şudur.bazı arkadaşların psiball diye anlattığı gerçekte bizim özümüz yani saf benlik , varlık olan enerjiyle bir bağlantı kurarsınız.bu bağlantıyı kurmak için sadece farkındalığın ne olduğunu bilmek yeterlidir.zaten farkındalık başarılacak birşey değildir.Herkes zaten farkında aslında sadece unutmuş ve egodan düşüne düşüne unutmuş oradan düşünmeyi.oradan düşünmek istediğinizde yani özünüzden (ilham,yaratıcılık) göbeğinizde bir gıdıklanma olur 10 saniye sonra.o gıdıklanma özünüzün devreye girdiğinin habercisidir.artık düşünürken egodan değil özünüzden düşünüyorsunuzdur.ve özünüzden düşündüğünüzde tanrısal yaratıcılık devreye girer ve kafanızdaki sorunun doğru cevabı verilir size.

kendimden bir örnek vereyim.farkındalığa ilk başladığımda sürekli nefesimi izledim ve hareketlerimi izledim.kulağım kaşınıyor elimi kaldırdım kulağıma götürdüm saçımı düzelttim ayağımı bir adım öne attım oturdum .... gibi . delirecek gibi oluyor insan ilk başta.fakat bir süre bir kez izlediğin bir şeyi bir kez daha izlemenize gerek kalmıyor.bilgisayar programı gibi düşünün sadece bir kez tanıtıyorsunuz o izlediğinizi sonra otomatik tanınıyor.otomatik olarak izliyorsunuz zaten.

hareketlerimi ve nefesimi sürekli izledikten sonra düşüncelerimi izlemeye başladım.tabi nefesimi izlemeyi henüz o zaman otomatikleştirememiştim. düşüncelerimi izlerken heh işte yakaldım seni diyordum egoya ve aynen senin dediğin gibi bir anda yokoluyordu.bu doğru birşey gibi görünüyor aslında.ama tam olarak doğru değilmiş bende ilerde anladım.doğru olan tepkisizlik.bakın ne oldu.

inat ettim hiç müdahele etmeden düşüncelerimi izledim.4 saat sürdü.ardı arkası kesilmedi.o kadar komiktiki size anlatamam 4 saat boyunca onu çaktırmadan izledim müdahele etmeden.ilkokulda hoşlandığım kızdan ünviersitede çektiğim kopyaya taksimde içip kustuğum günlere kadar ne kadar alakasız şey varsa hepsini arka arkadaya sıraladı sıraladı acı çektirmeye çalıştı bana.kız arkadaşımın beni aldattığını düşündürdü onu kanıtlamaya çalıştı ailemle ilgili şeyler ... binlerce.tam 4 saat.ve en sonunda gülme krizine girdim artık bu komediye dayanamadım.


bakın ne oldu =)

orda bana saatlerce gösterdiği şeyler artık aklıma gelmedi.halen de gelmiyor ve kıyamete kadar o acılar silindi.çünkü benim onun numarasını yemediğimi anladı ve artık onları düşündüremiyor bana.

demek istediğim aslında düşüncelerinizi izlemek BİR ZİHİNSEL TEMİZLİKTİR.zihnim temizlendi.

size tüm samimi kalbimle söylüyorum.6 ay önce kız arkadaşımın benimleyken (ki yakında evlenmeyi düşünüyoruz 2 yıl oldu) bir ara tartıştığımız dönemde bir başkasıyla mesajlaşmaya başladığını öğrendim.tamam onu hipnoz edip öğrendim.sonra ağladı beni aldattınmı dedim.ama daha sonradan öğrendimki mesajlaşmışlar sonra benle tekrar barışınca onunla bir daha görüşmek istemediğini söylemiş.

siz olsanız nasıl bir tepki verirdiniz =)

bakın farkında birisi nasıl tepki veriyor =)

ben o dönemde onu üzdüğümü düşündüm ve hatanın bende olduğunu ona gereken ilgiyi göstermediğim için böyle birşey olduğuna inandım.anında ego devreye girdi =) seni aldattı saçmalama ayrılmalısın ondan dedi.inanın sözlerimden yaş geldi o kadar kötü oldumki telefon açtım küfür edicektim tam nefesimi izledim ve dedimki bana mesaj atma özür dileme şu an iyi değilim sonra seni arayacağım dedim.ama kendimi zor tuttum.sonra düşüncelerimi izledim sırf o aptal düşünceler temizlensin diye.ve başardım.bakın şu an size bunları yazarken bile gülüyorum.en ufak acı duymuyorum.çünkü hafızamdan o acı silindi.çünkü ego beni burdan avlamayı denedi ama başaramadı.sonra onu aradım ve senden ayrılmayacağım seni çok seviyorum dedim.ve hatalarımı düşündüm.anladımki gerçektende onu ihmal etmişim bir süre haftada 2 kez aradığım oldu bazen bir kez.şimdi her gün arıyorum 10 dakikada olsa.haftada bir kez yanına gidiyorum ve çok mutluyuz.

demek istediğim hatayı bir insanın kendinde araması teslimiyetin işaretidir. Eğer siz başınıza gelen her kötü olayın , aslında ileride başınıza gelecek iyi bir olaya işaret ettiğine inanırsanız farkındalığı büyük çapta başlamışsınız demektir.


Teslimiyet nedir derseniz,teslimiyet hayatın akışına teslim olmaktır.Başınıza gelen herşeyin aslında ileride gelecek bir şeyle bağlantısı olduğuna inanmalısınız.Basit bir örnekle açıklayacak olursak koştunuz ama otobüsü kaçırdınız.Sakın sinirlenmeyin.Öyle olması gerekiyordur.Belkide o otobüse binseydiniz otobüsten indiğinizde karşıya geçerken size araba çarpacaktı.Bir sonraki otobüse bindiniz ve gideceğiniz yere gittiniz.Teslmiyet ANI KABULETMEKTİR.

Anı kabul ettiğinizde varlık size destek olur.Yaratıcılığınız (ilham) devreye girer.İstedğiniz (quantum olumlama kurallarına uygun olarak) herşey size bir süreç içerisinde verilir.Ama siz bu süreci anlayamazsınız.Birde bakmışınız olmuş.Ben kendimden örnek vereyim.Geçen yıl 11 ayımı kpss a sınavına hazırlanarak gerçirdim.herşeyi çok iyi öğrendim denemelere girdim dershaneye gittim.bir önceki yıl 80 yapmıştım bu yıl hedefim 90 yapmaktı ve kesin diyordum artık.Sonra sınava girdim ve sınav çok iyi geçti gibi geldi bana.Sonuçlar bir geldi 73 almışım.daha önceki yıl kitabı bile açmadan 80 almıştım.Ailem çok üzüldü tepki verdi bana nasıl olur dedi.Ben gülümsedim.Eğer dedim bu sınavı kazanamadıysam başıma ilerde daha güzel ve olumlama ile istediğim birşey gelecek dedim.Ve geldide.İnanın kaymakam olsam bu kadar sevinmezdim.çok başarılı bir ithalat işi kurdum.Bir anda aklıma geliverdi.ve inanın kimsenin göeremeyeceği ve düşünemeyeceği yüksek kar bırakan bir iş.

Sonra gülümsedim dedimki evet.Ben ne istemiştim?

Kpss yi kazanıp kaymakam olmakmı , yoksa güzel bir gelirimin olmasını ve iyi bir evliliğimin olmasını mı.

ikinciyi istemiştim.demekki sınavı kazanarak mutlu olmayacaktım.bu yol benim yolumdu.Ama Gaybı yani geleceği Allah'tan (varlık,tao,rab,öz,bilinç,sınırsız güç neye inanıyorsanız onu söyleyin) başkası bilemez.Bu yüzden düşünmek ne işe yararki.

Belkide yolda ayağınız takılıp düşüceksiniz size birisi yardım edecek iyimisiniz diye ve sonra onunla bir iş yapacaksınız ve hayatınız değişecek.Eğer herşeyin mümkün olduğuna inanıyorsanız TESLMİYETEDE inanın.çin.Ama siz hırsıza müdahale ederseniz beklide sizi öldürecektir.

Farkındalık Uygulamaları


İzlemek aslında tanık olmaktır.Aslında herşey bir mücizedir..Fakat siz yaşamın bu döngüsüne sıradan olaylarmış gibi bakıp farketmediğiniz için bu mucizeleri göremezsinizYuarıda kendimden örnekler vererek teslimiyetin tam olarak ne olduğunu izah etmeye çalıştım.Hiçbirşey düşünmemekten kastımızı,düşünceleri izlemenin ne olduğunu.Peki düzenli bir şekilde neler yapabilirizi yazmak istersek..

1)Düşünceleri İzlemek: Düşüncelerimizi izlerken dikkat etmemiz gereken nokta teslimiyettir.Düşüncelerimizin bize ait olmadığını etrafımızı çevreleyen bir varlık tarafından bize fısıldandığını izlemektir.İzleyince onlar silinir ve bir kez daha o düşünceler aklımızdna geçmez.

Nasıl izleriz? Sessizce oturun.dik bir şekilde.gözlerinizi kapatın (isterseniz uzanabilirsinizde)nefesinize odaklanın.tıpkı meditasyondaki gibi.burnunuzdan mavi hava giriyor bir ışık hüzmesi gibi bedeninize doluyor sonra çıkıyor.bunu bir dakika kadar yaptığınızda ego hemen devreye girecektir.birden saçma sapan bir düşünce gelecektir etrafınıza.o düşünce inanamayacağınız kadar alakasız bir düşünce olacaktır.nefesinizi izlemeye devam edin.o düşünceyi ego süze yolladığında görecektirki siz acı çekmediniz tepkisiz kaldınız,hemen bir sonrakini yollayacktır bir anda düşünce değişecektir.bir sonraki ... böyle gidercektir.bu.o anda aklınızdan geçenleri sildiniz.bir daha aklınıza siz istemediğiniz sürece gelmeyecek.Çünkü artık kontrol sizde.geçmişi düşünmeyi sadece siz istediğinizde başaracaksınız.Silinen düşünceler değil onların size hissettirdiği duygular olacaktır.Mesela o anda eski sevgilinizle ayrılmanız geliyorsa aklınıza ilk etapta ego sizi haklı çıkarmaya çalışan şeyler gösterir.baktınız siz tepki vermiyorsunuz onunla yaşadığınız güzel günleri gösterirki canınız yansın gözleriniz dolsun.hala tepki vermezseniz konuyu değiştirir.

Bir boks maçı düşünün.Bir taraf diğerine sürekli vuruyor.Rakibi ise heykel gibi duruyor.Vuran taraf ne yapar.Vurmayı keser ve durur.Hey kardeşim vursana bana manyakmısın der.Baktı hala vurmuyor sinirlenir saçma sapan hareketler yapar ve maç biter.İşte size ego her vurduğunda tepkisizce durmalısınız.Bunu tüm hayatınıze uyarlayın.

Eve geldiniz.Dışarıda bir sürü şey oldu moraliniz bozuk diyelim.Yada yorgunsunuz sinirlisiniz.Anneniz babanız geldi nerdesin sen saat kaç manyakmısın diye başladı.Size vurmaya başladı.Hemen pozisyonunuzu alın sakın cevap vermeyin ama odayada kaçmayın.Tepkisizlik.

Bakın sonra ne olacak =)

Bağıracaklar size bağıracaklar alakasız yerlere konuyu getirecekler sonra gidecekler.Tam 10 dakika sonra anneniz gelip size güzel şeyler söylemeye başlayacak.Pişmanlık çektirecek egosu ona.Karnın açmı bari diyecek.ne yaptın anlat bari diyecek ve size sarılacak.

ONLAR BİLMİYORLAR.BİLSELER YAPARLARMIYDI!

Siz farkında olun yeter.Onlar bilmiyorlar.Böyle düşünmelisiniz.Hata yaptıklarının farkında değiller.Bu bir hastalık onlar hastalar.Onları tedavi etmeye çalışmayın.Onlara sen hastasın demeyin.SAKIN AMA SAKIN AİLENİZE VEYA HOCANIZA VEYA EGOSU YILLARCA DOLUP TAŞMIŞ SİZDEN YAŞÇA BÜYÜK BİRİNE bunları anlatmayın.Birşey söylemek zorunda değilsiniz.Bu bireysel bir ibadettir.

Farkındalığın hiçbir dinle alakası yoktur.Tamamen psikolojik birşeydir.Ama bütün dinler ve inanışlar farkındalık hakkında bilgi vermişlerdir.

Sevgilinizle olan ilişkilerinize gelelim.Onunla konuşmalarınızı izleyin.Evet o hatalı davranıyor size göre.Çünkü egonuz her zaman sizi haklı çıkartır.Aslında kimin hatalı davrandığı önemli değil.Önemli olan tepkisizlik.Sevgilinizi aradınız telefonu açmadı.2 sat oldu.Haber de vermedi.Hemen ego dereye girecektir.Nerde acaba yoksa geçen gün gördüğüm çocukta varmıki yanında .. şeklinde darbeler geliyor suratınıza.Tepkisizlik.

Bakın tepkisiz olmazsanız size neler olacağını anlatayım =)

telefonu açınca sizi arayacak ve arkadaşlarlaydım bilmemnerdeydim filan falan diycek.sizde diyeceksiniki insan bi haber verir kim arkadaşların ... sonra o diyecekki işte arkadaşlar..sonra siz bağıracaksınız..sonra oda aynen şu cümleyi kuracak;

"sende geçenlerde ... yapmıştın sende yapıyorsun ...."

sonra siz sende zaten ... yapmıştın asıl sen yapıyorsun...

...

böyle gidecek bu.sonra kazanan kim olucak ? Ego.

Kıskançlık egonun en büyük silahıdır.Kıskanırsınız.Ama farkında bile olmadan.Kimdi o telefondaki,dün yanında biri vardı... gider.. sonra egonun en öldürücü darbesi gelir ve hayatınızı mahveder ;

"benden önce birlikte olduğun çocuk kimdi? , o mu geldi onunla neler yaşadın..."

bu cümleyi duyduysanız ilişki bitmiş ego kazanmış demektir.İlişkinizi bitirin.artık yapabilcek birşey yok.sadece acı çekiceksiniz.

bitirmezseniz kendini şöyle savunacaksınız.ben seni çok sevdiğim için oldu bunlar.bırak baştan adam gibi başlayalım filan falan.hepsi hikaye.egonuz size onun eski sevgilisiyle birlilkte olduğunu eski sevgilisini sizden daha çok sevdiğine inandırdı bile.yılalrda geçse eninde sonunda ayrılırsınız.

iş buralara kadar gelmeden önce TEPKİSİZLİĞİ uygulamanız gerekirdi.

Olduğu gibi kabul etmek

mevlana dönerken herşeyi olduğu gibi kabul etmiştir.isa peygamberde klasik çarmaha gerilme pozisyonunda teslimiyeti gösterir.Herşey duarağan ve dingin.bir uyum içinde olduğu gibi kabul ettiğinizde kuşların cıvıltısını havanın temiz kokusunu hatta ışıkların gülümsemesini görürsünüz.daha önce hiç dikkatinzi çekmeyen bir tabelaya bakıp gülümseyebilirsiniz.yaşlı bir teyzeye küçük bir çocuğa bir kediye bakıp huzur hissedersiniz.Ana teslim oldunuz işte.

İlişkilerde olduğu gibi kabul etmek çok önemlidir.Duygusal ilişkilerde başarısızlığın temel sebebi olduğu gibi kabul edememektir.Bazen sohbet ederken birisi gelip anlatıyor.Kız arkadaşım böyle böyle yaptı kavga ettik diyor.Birincisi özel hayatınız olmalı ve kimseye ilişkilerinizi anlatmamalısınız.Siz varlığın bir parçasısınız.Birilerine birşeyler anlatmak zorunda değilsiniz.Birilerine birşey kanıtlama egosunun altında gizlidir bunlar.

Bir erkekle birlikte bir kızı ele alalım.Erkek ona diyorki saçını şöyle yapsana , konuşurken şöyle konuşmasana , biraz kısa giyinmişsin ne gerek vardı..gibi sıralamaya başlar.Erkeğin egosu kızı yumruklamaya başlamıştır.Evet o erkek o kızı sevmiyor.Hepsi yalan =)

Birini sevmeniz için onu o olduğu için sevmeniz gerekir.Olduğu gibi kabul etmeniz.Bir cep telefonu almaya gidiyorsunuz özelliklerine bakıp alıyorsunuz.Sonra o cep telefonuna diyebilirmisiniz kameran daha iyi çeksin ? O telefonu o özelliklerde olduğu için aldınız.

Kız arkadaşınızı değiştirmeye çalışıyorsanız siz aslında onu değil hayalinizdeki kızı seviyorsunuz demektir.Çünkü sizin hayalinizdeki kız sarışın düz saçlı vucudu güzel bir kızdır.Eğer siz kız arkadaşınıza spora git zayıfla diyorsanız onu sevemezsinizki.O zaten öyle.Madem onu beğenmiyorsunuz onun eksikleri var neden onunlasınız.

Olduğu gibi kabul etmelisiniz.Ve o size bu tepkiyi verirse bunların bilincinde olup "sen olduğun gibi güzelsin seni böyle olduğun için seviyorum" demelisiniz.o sizin sevgilinizdir.ne eksik ne fazla.tam olması gerektiği gibidir.eğer olduğu gibi kabul ederseniz ego yenilir.çünkü elinde kozu kalmaz.Eğer siz birine saçını söyle yap diyorsanız siz saçı öyle olan birini hayalinizde istiyorsunuzdur.Eğer siz ona zayıfla diyorsanız onu değil zayıf birini beğeniyorsunuz demektir.

Her insanı olduğu gibi kabul edin.O öyledir.Ne eksik ne fazla.Tam olması gerektiği gibi.


kimse agresif değildir.ego onları öyle yapar.

yeni doğan bir çocuk agresifmidir?

Hepimiz özgürce doğuyoruz.Ben oğuzhan olarak doğuyorum.Ben kimim peki? doğduğumda kişiliğimmi vardı? ben varlığın yansımasıydım.Sonra ne oldu ailem ve çevrem bana kendi özelliklerini öğretip yüklediler ve ben özgürlükten çıkıp başkalarının bana öğrettiği şeylerin karışımı oldum.Ben artık ben değilim.Çevremdekilerin hepsinden birazım artık.

Farkındalık başa dönmektir.Ego sana bu sonradan öğretilen kriterlerin salt toplamıdır.Ego bir kişiliktir.Herkes kendini egonun öğrettiği kişilik sanır.Ben agresifim diyorsa birisi onun egosu onu öyle yönetiyodur.O da egosunun farkında olmadığı için kendini öyle birisi olarak tanımlıyordur.

Ama ego sizin göz renginizi değiştiremez.Sizin fiziksel özellikleriniz sizin özünüzdür.bebekkende aynısınızdır.ölene kadar aynı olacaktır.siz şu anda bebekliğinizden sonra değişen herşeyi temizleyip yoketmelisiniz.geçmiş ve geleceği.

ego çatışır.kendini hatalı görmek istemez.ego sahiplenmek ister.ego hep kendini haklı çıkartır karşısındakini ise haksız.

gerçek ilişkiler kabullenme ile gerçekleşir.birilerini öyle kabul etmelisiniz.ben dış görünüşten bahsettim.sen bana egodan bahsediyorsun.

sen telefonu alırken dış özelliklerini görüyorsun.ben de zaten karşındakinin saçından fiziğinden bahsettim.onları gözünle görmüyormusun birlikte olurken?

ben karşındakinin yardım severliğinden duygusallığından bahsetmedim.

sen hafif dalgalı saçlı mavi gözlüsün diyelim.bu değişmeyecek.doğduğundan beri öylesin.seninle birlikte olan birisi sana lens taksan gözlerin daha güzel görünür diyorsa o seni sevmiyordur.eğer sen lens takıyorsan sen kendini sevmiyorsundur.

toparlamak gerekirse insanın dış görünüşlerini değiştirmeye çalışan birinin karşısındakini değil hayalindekini sevdiğini anlattım.Eğer sen yeşil gözlü birini hayal ediyorsan neden kahverengi gözlü biriyle olursunki? evet olabilirsin ama bunu belirtiyorsan saçların şöyle olsa daha güzel olurdu diyorsan sen onunla egon için birliktesin demektir.

senin derdin birlikte bir ortama girdiğinde yanında güzel birini gösterip bak ben bununlayım görün millet demektir.bu sevgi değildir.

2)Kendinizi İzlemek , Bedeninizi İzlemek , Hareketlerinizi İzlemek

Aynaya bakın.Sinirlendiğiniz zaman yada içinizde bir üzüntü olduğu zaman hemen koşup aynaya bakın.Baktığınızda yüzünüzde pis bir gülüş pis bir ifade göreceksiniz.O gülüş size ait değil.Şeytan içinizde ve sizi kontrol ediyor.Bunu kesinlikle göreceksiniz.Aynadaki görüntünüzden korkacaksınız.Sizi ego ne hale getiriyor daha net göreceksiniz.

Nedir kendini izlemek? Kendini izlemek yunus emrenin deyimiyle kendini bilmektir.Kendinizi bilmeniz için önce kendinizi tanımalısınız.Yazının en üstünde ilk mesajlarımda bu başlıkta yaratılış sürecini ve hastalığın ne olduğunu anlattım.Hastalığı biliyorsanız artık kendinizi bilmeye başlamışsınız demektir.Çünkü bir kez çukura düştünüz zaten bir daha aynı çukura düşmezsiniz.Düşüncelerinizin size ait olmadığını biliyorsanız büyük ilerleme katetmişsinizdir.

Kendinizi izleme egzersizlerini toparlayacak olursak.Uyandığınız anda kendinizi izleme başlar.Uyandınız.Dikkat edin bırakın bakalım ne yapacaksınız?Bir uyur gezer gibi rutin olarak gündelik faaliyetleri yapacaksınız.yüzünüzü yıkayıp kahvaltı edeceksiniz.sonra ya okula yada işe gideceksiniz.peki bu yaptığınız eylemleri neden yaptığınızı biliyormusunuz? Daha doğrusu ne yapmaya çalıştığınızın farkındamısınız?

Ben söyleyeyim.Farkında olmadan SÜRÜYE KATILDINIZ bile.Sürü egosuna yenilen insanlar topluluğudur.Sürünün ortak bir amacı vardır.Bu amaç kapitalizm de kendini bulur.Amaç biliçsiz olarak içinizdedir.İlerde... olmak.

Birşey olmak istiyorsanız artık özgür değilsinizdir.Siz zaten aratılanların en şereflisisiniz.Nasıl bir kalıba girmek istediğinizi seçiyorsunuz şu anda.

Ben doktor olacağım.Okula gidiyorum.Derslerime çalışıyorum.Sonra öss yi kazanacağım sonra üniversiteyi okuyacağım sonra doktor olacağım.

sonra?

para kazanacağım...evleneceğim zengin olacağım..

sonra?

ÖLECEKSİNİZ.

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur diyor Drucker.Kendisini tanımam ama farkındalığı bildiği apaçık ortada.

Artık nereye gittiğinizi biliyormusunuz?

ÖLÜME gidiyorsunuz.Farkında olun.Ölüm tıpkı doğum gibi bir gerçektir.Fakat siz sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarsınız.Kısacık ömrünüzü mahvedersiniz.Size birisi bir ay sonra öleceğinizi çok hasta olduğunuz söyleseydi ne yapardınız?

hala liseye gidip derse girermiydiniz?

elbette hayır.ne yapardınız? bir düşünün?

yapamadığınız şeyleri yapmaya çalışırdınız.belki korkudan dua ederdiniz.belki ağlardınız.ego hala devrede.öleceğinizi bilmenize rağmen.demekki egodan ölümlede kurtulamazsınız.

"Olup biten şimdidir ve olması gereken zaten oluyor" (incil , ecclesiastes , 3:15)

Şimdiye dönmelisiniz.Anın tadını çıkarmalısınız.Kaçırdığınız her anın suçlusu egodur.Pişman olmayın üzülmeyin.Sizin bir kabahatiniz yokki.Ego sizi üzmek için pişman eder.Keşke..ile başlayan bir cümle kurduğunuzda bilinki ego devreye girmiştir bile.

Neden keşke dersinizki?

Keşke biraz daha çalışsaydım.. boğaziçini kazansaydım.

Pişmanlığın sebebine bakın.Ego sizi ilk önce boğaziçine gitmelisin diye doldurdu şimdide başaramadığınız için aynı yerden sizi bir kez daha vuruyor.Başaramamak?

neyi başaramadınız?

Okula gitmek nedirki.Size kitapalr verirler onları okursunuz sonrada sınavda onları sorarlar.Bu kadar basit ve saçma birşeyimi kafanıza takıyorsunuz.Kendinizi izleyin.

Kendini izlemek TEPKİLERİ İZLEMEKTİR.

Olaylara nasıl tepkiler veriyorsunuz?

Bankada kuyruk var sıraya girdiniz.Hemen yüzünüz asılır.Neden içinizde bir sııntı oluştu sizce.Hemen izleyin içinizi.Sebebi yokki sıkılmanızın saçmalık bu.Sıra varsa var size ne.Siz anı yaşamaktan kaçtınız.O an sırada bekleme anınız.Etraftaki insanlara bakın banka kuyruğunda hepsinin yüzü asık hepsi stresli . ne için stres yapıyorlar? onlar ölümü unutmuşlar bile.Onlar yolun sonunu bilmiyorlar gittikleri.Siz biliyorsanız yolun sonunu üzülmek için hiçbir sebep olmadığınıda bilin.

İçtiğiniz çayı izleyin,oturduğunuz sandalyeyi tuşlarına bastığınız kılavyeyi.baktığınız monitörü.herşeyi izleyin.yaptığınız olaylarla bütünleşin.sadece yaptığınızı yapın.foruma bir yazı yazın sadece.başka hiçbirşey düşünmeden.hiçbir kritere takılmadan insanlara birşey kanıtlama çabası gütmeden.

Şuan benim yaptığım gibi kelimeler dökülüvericektir özünüzden.Bu yazdıklarımın hepsini sizde yazabilirsiniz.Yeterki farkında olun.Benim hiçbir insandan farkım yok.eksikliğimde yok.Hepimiz aynıyız ve eşitiz...

Ölmek üzere olan çok ağır bir hasta vardı.Kanser olmuştu.Çok güzel bir kızdı.20 yaşında.Artık saçları dökülmüş aylar sonra öleceği kendisine söylenmiş ölümü bekliyordu.Böyle bir tanıdığınız varsa gidip gözlerini bakın.Nasılda hayat dolmuştur ve gözlerinin içi gülüyordur.

O kıza sordum dedimki hiç keşke şunları da yapsaydın dediğin oldumu?

Keşke dedi bana hediye gelen kırmızı kokulu kalp şeklindeki mumları yaksaydım onları vitrinde bekletmeseydim,keşke anneme babama daha çok sarılsaydım onları hiç üzmeseydim,keşke dedi sevgilimle daha çok vakit geçirseydim.. sıralamaya başladı.

Keşkeyle başlayan her cümlesi ona ego tarafından yaptırılanların bir listesiydi aslında.

DURMAYIN.ODANIZDA SAKLADIĞINIZ SİZE HEDİYE GELEN KIRMIZI KALP ŞEKLİNDEKİ KOKULU KÜÇÜK MUMLARI YAKIN.BEKLEMEYİN.

TEPKİLER

neden sana bağıranlara cevap vermek zorunda hissedyorsun kendini? çünkü sana öyle öğrettiler.senin programına çocukken ailen ve çevrendekiler ekledi bunu.sana sana bağırana çiçek ver diye öğretselerdi öyle yapacaktın.çünkü o program egonun kendisi.egoyu ancak bu programa karşı gelerek , tam tersini yaparak yenebilrsin.

ego olmadan yaşayamazsın.

bizim burdaki amacımız ego şu an zihninizin yüzde 80 ini ele geçirmiş durumda ve sizi o yönetiyor.sadece bilinçle yaşanmaz.egonun bu yüzde 80 ini yüzde 10 lara indirirsen yani kontrolü sen ele geçirirsen o zaman egoyu sen yönetirsin.amacımız yönetimi ele geçirmek.egoyu sen yönettiğinde onunla faydalı şeylerde yapabilirsin.

bakın insanlar FARKINDALIĞI başarınca cami imamı filan gibi olucağını sanıyorlar.alakası yok.bana bakın ne kadarda ukalayım =) hiçbirşey olmuyor siz yine aynı siz oluyorsunuz.sadece birşey mi düşünceksiniz önünüze windows penceresi çıkıyor aynen şöyle;

"Annene cevap vermek ve ona bağırmak istediğinden emin misin"
Evet Hayır

birini tıklıyor ve devam ediyorsun.

Hadi ama farketmedinizmi artık sinirleneceğinizi yanlış yapacağını önceden görebiliyorsunuz.Eskiden göremiyordunuz yaptıktan sonra iş işten geçtikten sonra özür diliyerek tedavi edeceğinizi sanıyordunuz.

Sen istediğin herşeyi yapmakta özgürsün.İstersen tepki verirsin kızarsın.Ama bu tepkiyi ego istediği için değil SEN istediğin için verirsin.

Ben diyorumki "kendinizi bilin" kendiniz olun.İsterseniz yine küfür edin yine kızın.Ama siz yapın.Bir başkası sizi yönetmesin.

Eminim yukarıdaki windows penceresi gözünüzün önüne geldiğinde hayırı seçeceksiniz.Çünkü onlar bilmiyorlar,bilseler yaparlarmıydı diyeceksiniz.

Hasta olan insanların size tepki vermesine aldırış etmeyin.Bir ağaç gibi dimdik ve dingin olun.Boksör gibi tepkisizce durun.Rakibinizi dövdüğünüzde değil tepki vermediğinizde yenersiniz.

Merkezlenme

Çok önemli bir kavrama geldik.Şimdiye kadarki yeri özetlemek istedim.

İnsan iki çeşit kalkana sahiptir.birisi içimizdeki bilinçtir.Bu bilinç bizim enerjimizdir.Bu sınırsız gücün yani yaratıcının bize nefesinden üflediği parçasıdır.Biz o enerjiyi kullanarak istersek telekinezi yaparız istersek astral seyahat yaparız istersek reiki yaparız.o enerji sonsuzdur ve saftır.Ama o enerjiyi kullanmanın bir kuralı vardır.Önce o enerjiye ulaşmak gerekir.Bu enerjinin etrafında bir engel vardır.O engel egodur.Ego kötü birşey değildir aslında.İki kısımdan meydana geliriz.Bilgisayar gibi düşünün.Özümüz harddisk tir.Ego ise ram dir.ram olmadan bilgisayar çalışmaz.ram in içinde önbellek kayıtlıdır.önbelleğimizin yani egomuzun içinde bir program kayıtlıdır.programla dili bilen arkadaşlar anlayacaklardır if ve echo komutlarıyla yazılmış bir programdır.bu ram biz doğduğumuzda boştur.çok kısıtlıdır.sadece ağlamayı ve gülmeyi bilir.0 ve 1 dir.sonra bizim ram imize ailemiz ve çevremizdekiler kendi doğrularını yüklerler.sana şeker verirler sen susarsın.artık if birisi sana şeker verirse = gülümse komutu egoya yüklenmiştir.sonra if okula gitmezsen = kötü bir çocuk olursun yüklenir ... bu böyle devam eder.sonra çevremiz okullar öğretmenler kendi doğrularıyla egoyu doldurur.taki ergenlik çağına kadar bir sorun yoktur.

ergenlik çağına geldiğimizde egomuz şeytan tarafından ele geçirilir.artık kontrol bizde değildir.şeytan bir virüs gibi egomuzu kafasına göre değiştirmeye başlar.artık ailemize asi gelen cevap veren tepki veren küfür eden sinirlenen bireyler oluruz.siz 3 yaşında bir çocuğun ciddi bir şekilde kızdığını göremezsiniz.ama 10 yaşında bir çocuk çok cidid şekilde size tepki verir.çünkü o artık hastalığa yakalanmıştır.

farkındalık ise egomuzun şeytan tarafından ele geçirildiğini farketmemizdir.farkındalık aslında kelime anlamı olarak "herşeyi farkında olarak yapmaktır".eğer egomuzu bizim değilde şeytanın yönettiğini anlarsak şeytan bize tepkiler vericektir.hemen komut yazmaya başlar.bu komutlar geçmişten gelir yada gelecek üzerine hayallerdir.

if arkadşlarınla taksime gitmezsen = rezil olursun
if ailene karşı gelmezsen=rezil olursun

=== taksime git - ailene karşı gel ===

işte şeytanın bize yaptığı.

biz bu olayı farkettiğimiz anda yani bu yazıyı okuduğunuz anda if komutları yoğunlaşır. şeytan artık bir müdahelenin farkındadır ve özünüzden beslenerek emdiği gücünüzü kaybetmemek için hayatınızda hiç yaşamadığınız kadar sizi sinirli ve tepkili biri yapar.bu onun son savunmalarıdır.artık 2 aylık ömrü kalmıştır.özümüze ulaştığımızda varlığın gücü onu yakacak ve egomuzun tekrardan çocukluğumuzdaki gibi sahibi biz olacağız.

peki bu okadar kolaymı?

değil.bize şeytanın if le yazdırdığı ne kadar komut varsa onları yani düşünceleri izleyip şeytanın gözünün için baka baka onları izlememiz sonrada onların yokolmasını beklememiz gerekir.bu yola yükseliş yolu denilmektedir.yükseliş yoluna giren birisi yalnız kalma eğlimine girer.insanlardan uzaklaşmak ister.çenesi düşebilir çünkü.saçmalayabilir. bunları güzel şeyler herşeyin yolunda olduğunu gösteriyor.yüzümüzde sivilceler çıkabilir . o çıkan sivilceler içimizdeki gereksiz düşüncelerin dışa atıldığının bedensel göstergesidir.bedenimiz ruhumuz tüm varlığımız hızlı bir seferberliğe girmiştir.egonun bize sonradan eklediği tüm komutları temizlemeye çalışır.bilinç yani yaratıcı artık yanımızdadır.çünkü onu bulmuşuzdur.zaten amaç budur.bütün dinlerin amacı budur.kuranda anlatılan din günü budur.artık kendi harddiskimizi kullanmaya hafiften başlarız.zekamız açılır.derslerimiz düzelmeye başlar.yaratcılığımız artmaya başlar.bu süreç devam ettiği sürece hiç pişman olmamamız gerekir.unutmayın şeytan en ağır darbeleri sona saklamıştır.

düşüncelerimizi izleriz.eğer müdahele ederek düşünce yokolur.şeytan o düşünceyi saklar sonra tekrar koz olarak kullanır.bu yüzden izlememiz gerekir.günde 2-3 saat izleyin.temizlenin temizlenin.temizlendikçe gülümseyeceksiniz.kendinizdeki değişimi farkedeceksiniz.

işte "Merkezlenme" bu noktada çok işimize yarayacak.Merkezlenme içimizdeki özümüzden temizlenme aşamasında yardım almaktır.

Baknız size insanın 2 mekanizmadan oluştuğunu anlattım.birincisi ego ikincisi varlık.ego olmadan yaşayamayız dedim.rami olmayan bir bilgisayar gibi oluruz.peki ego tamamen yokolabilirmi?

evet.sadece ölüm tehditi,korku panik ve aşırı heyecan durumlarında varlık bize destek olmak için egoyu tamamen saf dışı bırakır düşünce kabiliyetimizi 0 a indirir ve bizim yerimize düşünür.bu geçici bir durumdur.tehlike geçince eski haline döner.peki nasıl bir tehlike?örnek vereyim.

birisi sizi öldürmek için kovalıyor elinde bıçak var sizi yakaladı.bıçağı boğazınıza dayadı.artık ego yokolur.siz eski sevgilinizi düşünemezsiniz o anda.yada yarın yatıracağınız kredi kartı faturanızı.o anda varlık devreye girer ve size en mantıklı hamleyi sizin yerinize yaptırır ve en gerekli cümleleri kurar.

lunaparka gitmişsinizdir.gondol vardır kamikaze yada.adrenalin dolu şeyler.adrenalin egoyu yokeder.bu yüzden bağımlılık yapar.uyuşturucu kullanan insanların bağımlı olma sebebi budur.direk harddiskten düşünürler.ego yok olur.

bir çok ünlü bestekarın en iyi bestelerini uyşturucu kullanrak yaptığı bilinmektedir.tabiki uyuşturucu kullanmak geçici bir farkındalık yaratır.kontrolsüz bir farkındalık ve düşüşünde ego geri dönünce acısını sizden fena çıkartır.

gondola bindiğinizde çığlık atmak istersiniz.o anda yine eski sevgilinizi düşünemezsiniz.sadece korkarsınız heyecanlanırsınız.birden karnınızda bir gıdıklanma hissedersiniz.göbek deliğinizin orda.karnınız tuhaflaşır.işte o tuhaflaşma sizin enerjiniz.size burdayım diyor.o enerji sonsuza kadar sizinle olacak .o gerçek sizsiniz.o sizin harddiskiniz.onun içinde tüm bilgiler kayıtlıdır.siz sadece hatırlarsınız.kimse yenibirşey öğrenmez sadece hatırlar.çünkü içimizdeki yaratıcının parçası herşeyi bilmektedir zaten.

bazen arabayla giderken yokuştan inerkende karnınız bir tuhaf olur.heyecan sebebiyle ego yok edilip geçici olarak varlık devreye girer ve karnınızdaki çakradan size sinyal gönderir.sinir sisteminizi kullanarak yönetimi ele geçirir.sonra normale döner.

eğer varlık yönetimi devralmazsa ne olur?

akli dengenizi kaybedersiniz.çünkü komutu yazılmamıştır egoda o olayın.ego if komutuyla yazmadığı şeyleri yapamaz.gondola 5. 6. kez bindiğinizde artık korkmazsınız.varlık egoya sizin yerinize if le başlayan komut yazarak o hareketi tanıtır.bugün hastanede yatanların büyük bir kısmının delirme sebebi budur.bu delirme türüne otizm denilmektedir.sinir sistemi enerji desteği alamadığı için felç geçirir.

merkezlenme işte bu karnınızdaki gıdıklanmayı sürekli olarak yapmanız ve o enerjiyle yaşamaya alışmanızdır.o enerji siz istemediğinizde sadece belli durumlarda devreye girer.

peki bir düşünün siz bir ressamsınız diyelim.ya o enerjiyi resim çizerken devreye sokarsanız ne olur?

van gogh olursunuz =)

ya müzikle uğraşırken devreye sokarsanız?

bethooven olursunuz

ya fizile uğraşırken?

einstein yada edison

merkezlenme nasıl olucak peki?

o kadar kolayki bumuydu diyeceksiniz.nefesinizi bir süre izleyin.yavaşlatın.sonra nefes alın mavi hava doluyor içimize sonra verdikten sonra nefesi tekrar almadan bekleyin 2-3 saniye hava tamamen boşalsın.karnınız gıdıklandı bile =) bunu sürekli yapın.

birde kendinize farklı kamera açılarından bakmaya çalışın yukardan aşağıdan arkadan.hissetmeniz yeterli.astral seyahatteki ters düşünme gibi.


İRADE
     
Allah'ın sıfatları vardır.Zati ve subuti sıfatlar olarak ikiye ayrılır.

Zati sıfatlar ; Sadece Allah Teala’nın zatına mahsus olan, yaratıklarından herhangi birine verilmesi caiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Zatî sıfatlar şunlardır:

vucud,kıdem,beka,vahdaniyet, Muhalefetün li'l-havadis,Kıyam bi-nefsihî

Subuti Sıfatlar ise; Allah'ın hangi nitelik ve özelliklere sahip olduğunu anlatan sıfatlardır. Bunlar; hayat, ilim, semî', basar, irade, kudret, kelam ve tekvîn olmak üzere sekiz tanedir.

Zati sıfatlar Allah'ın insanlara üflediği ruhunda bulunmaz.Yani içimizdeki yaratıcının parçasından bize vermediği sıfatlardır.Sadece yaratıcıya aittir.Ama subuti sıfatlar bize verilmiştir.

Sorunuza gelelim. İrade.

İrade, Allah'ın sübûtî sıfatlarından biridir, Allah'ın dilemesi demektir. İrade, bir şeyin olup olmamasını, şöyle veya böyle olmasını dilemek ve dilediği gibi yapmaktır. Dünyada var olan her şey Allah'ın dilemesi ile var olmuştur, O'nun dilediği zaman da yok olacaktır. O'nun dilediği olur dilemediği olmaz.
İnsanların da iradeleri vardır. Ancak Allah'ın iradesi ile insanların iradeleri tamamen farklıdır. İnsan her istediğini ve dilediğini yapamaz. Allah ise her istediğini ve dilediğini yapar. İnsanlara irade gücünü veren Allah'tır, Allah'ın iradesi ise kendindendir. İnsanın istediği şeyin olması için çalışıp ve çaba sarf etmesi, aynı zamanda insanın istediğinin olmasına Allah'ın izin vermesi ve yardım etmesi de gerekir. Allah istemedikçe insanların istedikleri olmaz.
Allah'ın iradesi tekvini ve teşrii olmak üzere iki kısma ayrılır.

Tekvini irade. Bu irade, Allah'ın yaratması ile ilgilidir. Bu iradeyi hiçbir sebep ve şart geçemez, yani bu irade bir sebep ve şarta bağlı değildir. Allah neyi dilerse o olur, O'nun dilemediği bir şeyin olması mümkün değildir. Kainatta olup biten olayların hepsi Allah'ın dilemesi ile olmaktadır. Allah dilemeden, izin vermeden hiçbir şey meydana gelmez; sözgelimi Allah izin vermeden peygamber mucize gösteremez, kimse ölemez, kimse başarı elde edemez, kimse kimseye zarar vermez, bitkiler bitemez, ağaçlar meyve veremez, kainatın düzeni devam edemez.

Teşrii irade. Allah'ın bu iradesi sebep ve şarta bağlı olup insanların iradeleri ile birlikte cereyan eder. Bu irade, insanların işlerini yürütmeleri ve fiillerini yapmaları için onlara güç ve izin verme anlamındadır. İnsan bir iş yapmak, bir davranışta bulunmak isterse Allah o insana izin ve güç verir. İstek insandan olduğu için sorumluluk insana aittir. Allah'ın bu iradesi Allah'ın rızasını gerektirmez. İnsanın istediği şeye Allah izin verir fakat insanın bu yaptığından razı olmayabilir. Bu anlamda Allah'ın teşrîî iradesinin meydana gelmesi zorunlu değildir. Allah insanlardan bir şey yapmalarını, bir şeyden kaçınmalarını ister, yani insana bir şeyi emreder veya yasak eder, fakat insanların, bu emir ve yasaklara uyup uymamaları kendi isteklerine bırakılmıştır.

Kuran-ı Kerim'de Allah'ın bu sıfatını ifade eden pek çok âyet vardır. Bunlardan bir kaçının meali şöyledir:
"Allah, dilediğine hesapsız rızık verir" (Bakara, 2/212),
"Allah, mülkü dilediğine verir" (Bakara, 2/247)
"Allah dilediğini bağışlar" (Bakara, 2/284)
"Hikmeti dilediğine verir" (Bakara, 2/269),
"Dilediğini yaratır" ( Mâide, 5/17),
"Dilediğini hidayete erdirir" (Yunus, 10/25),



Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanları hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksın? (Yusuf Suresi , 99)

Hidayette olmak ve insanları hidayete davetin önemi büyüktür. Emr-i ma’ruf ve nehy-i münker farzdır. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır.) [Asr 2,3]


(Sizin içinizde, insanları hayra, [edillei şer’iyeye=dört delile uymaya] davet eden ve iyiliği emredip kötülükten [Dört delile muhalefetten] men eden bir cemaat bulunsun. İşte Onlar, kurtuluşa erenlerdir.) [Al-i İmran 104]


Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Tahsilsiz ilme, rehbersiz hidayete kavuşmak isteyen, boş şeylerden yüz çevirsin!) [İ. Gazali]

(İbadetlerini ihlas ile yapanlara müjdeler olsun! Bunlar hidayet yıldızlarıdır.) [Ebu Nuaym]

O zaman farkındalık nedir ?

Hidayete erme yoludur.Hidayete ermenin yolu nedir biliyormusun?

"Ölmeden önce ölmektir" Hz.Muhammed

Farkındalık ölmeden önce ölmektir.
Farkındalık nedir bilirmisin?

"Kendini Bilmektir"

Sen kendini bilmezsen okuman bir işe yaramaz.Önce farkındalık olmalı.Vakit kaybetmek demişsin.Bak sana sadece bir cümle kuracağım sadece bu cümleyi yap yeter.

"Yaptığın herşeyi farkında olarak yap"

Yürüyorsan sadece yürüdüğünü bil.Çay içiyorsan sadece çay iç.Uyuyorsan sadece uyu.

Yapamayacaksın.Aklına düşünceler gelecek geçmişten veya hayaller gelecek gelecekten.İşte egomuzu ele geçiren şeytan budur.Aklımıza gelen o düşünceler.Onlar bize dışardan geliyor farketmişsin.Biz düşünmüyoruz aslında.Sanki bir radyo yayını var biz istemsiz olarak o radyoyu dinliyoruz.

Ele geçirilen ego aynen şu cümlelerdir;

"bazen kafamda düşünceler kuruyorum, sanki birileriyle konuşuyormuşum gibi hatta konuştuğumu düşünüyorum "işte ben ona böyle diyorum o bana böyle diyor sonra ben ona böyle diyorum" vs. tarzında. Kimilerine söylemek istediklerimi ama söyleyemediklerimi zihnimde kurup kendi kendime söylüyorum. Kimi zaman "dur!" diyorum, "başladın gene kendinle konuşmaya..!" ve çoğunlukla da bu düşüncelerin farkındayım. Sonradan hatırlayamasamda düşündükten sonra, zihnimde konuştuktan sonra hatrımda kalıyor, sadece belli bir müddet sonra siliniyor."

İşte bunu anlaman bile çok güzel bir gelişme.Artık farkındalığın ne olduğunu biliyorsun.Farkındalık bunu farketmek ve şeytan FM den yayın yapan radyoyu çözmek.İşte evrenin sırrı bu.insanoğlunun savaşlar yapmasının birbirini öldürmesinin kavga etmesinin mutsuz olmasının HASTA olmasının hepsinin sebebi bu radyo yayını.

Peki bu yayının frekansını bozmak için ne yapmalıyız?

Farkındalık uygulamalarını yapmalıyız.Bu uygulamalar Eckhart Tolle - Şimdinin Gücü uygulama kitabı 'nda anlatılmıştır.100 sayfa ince bir kitaptır.Ayrıca okumanızı tavsiye ederim.Ben kısaca bu başlıkta yazdım bunları.Hepsi izlemekle bitiyor.

Farkındalık için zamana ihtiyacınız yok.zaten zaman kavramı farkındalığınızı bozuyor.Zaman diye birşey yoktur.Siz yarın işe gideceksinizdir.İşe gitmenizin sebebi para kazanmaktır.para kazanmanızın sebebi egonun size sunduğu hayallerden birini gerçekleştirmektir.Buna sürü psikolojisi de denilmektedir.Her insan kapitalist rejimde bu şekilde yaşar.Bu döngü sizin "farkında" olmadan yaptığınız bir oalylar silsiledir.Bu zincir şöyledir;

"Doğum - aileden öğrenilen konuşma - ailenin sana kızarak öğrettiği ahlak ve toplum kuralları - okulda sana öğretilen pozitif bilimler - iş hayatı - para kazamak - evlenmek - çocuk yapmak - çocuklarını da aynı zincire sokmak ve ölüm"

işte sorun bu.bunları neden yaptığınızı bilmemeniz.Hatta bırakın bilmemeyi hiç düşünmemeniz.Bu zincir size "KENDİNİZİ" unuttuyor.Kainatın en üstün yaratıkları olduğunuzu meleklerin önünüzde secde ettiğini herşeyi unutturuyor.

Bu sorun dünya yaratıldığından beri süregelmiştir.Bu zincirde hep "MUTSUZLUK,CİNAYETLER,KAVGALAR,HIRSIZLIK... VB. OLMUŞTUR"

Bu olumsuzların giderilmesi amacıyla "din" adı verilen kalıplar oluşturularak insanlar düzene sokulmaya çalışılmıştır.Bütün dinler bu başlıkta anlattıklarımı içermektedir.Ama uygulamaları farklıdır isimleri farklıdır.Kısaca hepsine "VARLIK" diyebiliriz.

Varlık nedir?
     
Yaratıcı, tao, zen, tanrı, rab, sınırsız güç, sonsuz güç, Allah.. hangisine inanıyorsanız birini seçin.Bütün kapılar bu kelimeye çıkar.Varlık..

İslamiyet Allah kelimesini seçmiştir.Çünkü anlamı olmayan bir kelimedir.Ama tanrı kelimesi akla "varlık" hakkında imajinasyon getirir.Tanrı deyince aklınıza hemen eski medeniyet heykelleri yada ak sakallı yaşlı bir amca belirir.Ama varlık tahmin ettiğiniz şey değildir.İslamiyette bu aynen şu şekilde anlatılır;

"De ki; O Allah, bir tektir. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç; fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir.) Doğurmadı ve doğurulmadı. O'na bir denk de olmadı." (İhlas Suresi)

bu kadar mı güzel anlatılır "varlık".Çünkü varlığı ancak kendisi böyle anlatabilir ve varlık kendini böyle anlatmış.

Şimdi eksiksiz ve hiçbirşeye muhtaç olmayan bir sınırsız gücün size şeytan FM den gelen egosal hayalleri sunamayacağınımı sanıyorsunuz?

Hayallerin hepsi egodur.Geçmiş ve gelecek diye birşey yoktur.Sadece şimdiki an vardır.Bu kuralı bilmeyen kişi kuantumu başaramaz.çünkü kuantum sadece an da olur.geçmiş ve geleceği bağlamaz.Mevlananın dediği gibi

"Geçmişi ve geleceği yakıp atın"

nasıl mı yakıcaksınız?

Farkındalık uygulamalarıyla;

İzleyerek..

Nefesinizi izleyin,Burnunuzdan mavi hava enerji ışınları doluyor içinize gülümsüyorsunuz ve nefes verince dışarı çıkıyor.İşte bu kadar basit.Bunu mümkün olduğu kadar sık yapın.otobüste boş otururken.baktınız "şeytan FM yayına girdi" hemen nefesi izlemeye başlayın.anında gidecektir.nedenmi?varlığın kelimeleriyle açıklayalım;

"biz adem'i kendi suretimizde yarattık, içine kendi nefesimizden (ruhumuzdan) üfledik."

nefesin ne kadar önemli olduğunu her nefesinizi kaçırdığınızda aslında farkındalığı kaçırdığınızı anladınızmı?

neden mevleviler sufiler "NEY" çalıyor ? neyden ses çıkarmak aylar sürer.bırakın çalmayı sadece ses çıkarmak.ancak nefesinizi izlediğinizde ses çıkarabilirsiniz.

Nefes ruhun ihtiyacı olan enerjiyi günceller.güneşin içindeki sürekli güncellenen patlamalar gibi oksijen reaksiyona girer.

Nefesini izlediniz.Her hücrenizi hissedin.Kendinizi izleyin.Tepkilerinizi.Kızdınızmı.izleyin komik gelicek.Şeytan FM sadece kulağınıza fısılmadaz bazen sessizce size "DUYGU" olarak girer.

İşte bu soldan yaklaşmadır.En kötüsüdür.Kontrol edilemez.Kısa etek giyen bir kızın karşınızda oturup sizin onun bacaklarına bakmanızdır bu.Engel olunamaz tepkilerdir.İşte duyguları izleme kısmında TEPKİSİZLİK devreye girer.Tepkisiz ve dingin olan birisi duygularının kontrolünü şeytandan alır.Duyguların kontolü başarıldığında size göbek deliğinizin 2 parmak üstünden bir sinyal gelir."BURDAYIM" şeklinde.Sonra bir dinginlik bir gülümseme bir huzur yaşarsınız tarif edilemez.

bir örnekle açıklayalım;

Bir zen ustası yolda bir arkadaşıyla yürüyormuş.arkadan gelen bir adam durup dururken koşarak zen ustasına tekme atmış.Usta yere düşmüş.Kalkmış ve hiçbirşey olmamış gibi yürümeye devam etmiş.arkasına bile bakmamış.Kimin vurduğunu bile görmemiş.Yanındaki ona sormuş usta neden kızmadın sana vurdu demiş.usta demişki " bu onun sorunu benim değil"

Duyguları kontol etmek onları izlemekten geçer.Kısacası farkındalık izlemektir.

Nefesini izle,kendini izle,düşüncelerini izle,duygularını izle.

Nefesini izlemek diğer izlemelerin hepsinde gereklidir.Anda kaldırmanın sihiridir.Nefesinizi izlerken şeytan FM size zarar veremez.Farkındalık meditasyonun sonsuz olmasıdır.Aydınlanmada Farkındalığın sonsuz olmasıdır.Aydınlanmanın daha ötesi bir olgu sadece peygamberlere özgüdür.

Kurandada belirtildiği gibi "dünya oyun ve eğlence alanından ibarettir"

Bu oyunun bir amacı var.İşte bu.Farkındalık.


Teslimiyet , Kader ve Kuantum
     
Kader nedir biliyormusun?

Kuantum olasılıklarının salt toplamıdır.İslamiyetteki kadere inanmak ise şöyledir;

Allah (yaratıcı , varlık) bütün kuantum olasılıklarının sonunu ve yolunu bilir.ama milyonlarca kuantum yolundan birini seçmeyi insana teşrii iradeye bırakır.

Öncelikle TESLİMİYET kavramından başlayalım.Farkındalık konusunda kendimizi ve düşünceleri izlemek kısmını anlatmıştım.Son aşama ise DUYGULARIMIZI İZLEMEK ti.
En zor olan kısmı budur.Duyguları izlemek.Mesela birisi size ters ters bakar sonrada küfür eder siz de sinirlenirsiniz.İşte bu bir duygudur ÖFKE . Mesela anneniz size bağırır nerdeydin işte saat kaç vs..vs. anneniz size bir duygu sunmuştur.

Peki teslimiyet nasıl olacak?
     
Teslimiyet size karşı yönlendirilen egonuzda olumsuz ve tepki verilmesi gerekli görülen (yukarda verdiğim iki örnekteki gibi) duyguların karşısında bir ağaç gibi tepkisiz ve dingin durmaktır.Anneniz size bağırdığı esnada cevap vermek istersiniz.Siz değil aslında egonuz ister.O anda tepkisizce gülümseyere durup nefesizini izlerseniz FARKINDALIĞIN ATEŞİ sizi yakacak ve huzura kavuşacaksınız.Anneniz bir süre sonra bağırmayı kesecek ve daha sonra gelip gönlünüzü almaya çalışacaktır.Boksör örneğini vermiştim yukardaki yazılarımda.Bir boksör diğerine vurmaya başlıyor ama vurduğu boksör öylece duruyor tepki vermiyor.Ne olur?Vuran boksör vurmayı keser ve noluyor der.İşte vurmayı kesicek annenizde arkadaşlarınızda sevgilinizde.Bu farkındalığın en son aşamasıdır.Duyguları izlemek Yani teslimiyet.

Teslimiyet kavramını biraz daha ileriye taşıyalım.Farkındalık kısmı duyguları izlediğinizde tamamlanmış olur.Artık farkındasınızdır.Peki teslmiyet devam ediyorsa ne işe yarayacak bu teslimiyet?

Olaylara karşı teslimiyete geçersiniz.Burada kuantum kavramı devreye girer.

Güne başladınız uyandınız.Sonra farzedelim okula gidiyorsunuz.Otobüse bindiniz.otobüs sıkışık trafik var.Ne yaptınız bir duygu serdiniz ortaya SIKINTI, STRES..

Teslmiyet neydi? Eğer otobüs sıkışık ve trafik varsa bunun bir sebebi vardır.Belkide otobüs sıkışık olmasaydı gideceğiniz yere 10 dakika erken gidecektiniz.Gittiğiniz yerde karşıdan karşıya geçerken size araba çarpacaktı ve sakat kalacaktınız.

Öyleyse kuantum yolunuzu bilmediğinizi kabul edip sadece "başıma gelen şeyler kuantum olumlama yöntemiyle istediğim arzumun evren ve yaratıcı tarafından bana sunulan olaylar zinciri" olduğuna inanmak zorundasınız.

Şu an bilgisayarınızın başındasınız.Mesela benim önümde bir bardak var.o bardağı birazcık sağa çektim.Evet dünyayı değiştirdim bile.Kaderimide..
Nasılmı?

Bardağı sola çekmem 3 saniye sürdü.bu demek oluyorki bu masadan 3 saniye geç kalkacağım.3 saniye sonra dığarı çıkacağım ve 3 sonra çıktığımda önümden geçen insan eski bir arkadaşım olucak . o eski arkadşaımla selamlaşacağız ve birden bir iş kuracağız.sonra bambaşka bir boyuta gelicek herşey.

İşte kuantum budur.Bu olaylar zincirine islamiyette gayb denilir ve kuran dada belirtildiği gibi "Gaybı Allahtan başkası bilemez".Biz sadece seçebiliriz.Milyonlarca olasılıktan birini.

O zaman attığımız her adımın farkında olmalı ağzımıdan çıkan her düşüncenin fakrında olmalıyız.Bu sebepledirki Kuantum Olumlama çok önemlidir.

Olumlama isteklerimizi farkındalık sahibi olarak yaratıcıya sunmaktır.Yaratıcıdan bir bardak su istemekle 5 milyon dolar istemek arasında bir fark yoktur.Ama egonuz bazen devreye girip saçmalama böyle istekmi olur diyerek sizin olumlamanızı bozar.

Teşrii irade yaratıcının bize ruhundan üflediği 7 özelliği arasında bulunmaktadır.irade kelime anlamı olarak dileğini yaratabilmesidir.ol demesi yeterlidir.bizdede bu özellik vardır sınırlıdır.Ama biz irademizle Allahın izin ve onay verdiği şeyleri yaratabiliriz.

Ne istiyorsun? son model bir arabamı?

evet yaz bir kağıda hatta fotoğrafını koy.gece yatmadan önce ve her sabah bak.istediğini söyle.Ama sakın "ben bu arabayı alamam , benim arbam yok.." gibi cümle kurma.sadece iste.

İnanmıyormusun sonsuz güç sahibi yaratıcının senin isteğini yerine getirmeyeceğine?

arabayı istedin ve o istek iletildi.artık sana yeni bir kuant yolu açılır.bir bardağın yerini değiştirirsin farkında olmadan ve o değişlen kader yolu seni istediğin arabaya götürür.

o halde sakın isyan etmeyin.sadece olumlu cümleler kurun.ağzınızdan çıkanlara dikkat edin.şeytan fm in oyununa gelmeyin.

olayların akışına TESLİM olun.Unutmayın..

"Başınıza gelen her olay (iyi veya kötü) sizi yaratıcıdan istediğiniz arzunuza götürüyordur"

bazen alakasız birşey olur kızarsınız.mesela adamın birisi size çelme takar düşersiniz çamurun içine.Öyle olması gerekiyordur demelsiniz.tamam kızarsınzı edersiniz o ayrı da o olayı yorumlamayın.o olay 5 dakika sürdüyse "kuantum yolunuz" sizi orada 5 dakika oyalamak zorundaymış demekki.demekki 5 dakika önce gitseymişsiniz gideceğiniz yere "yaratıcıdan istediğiniz arzunuz" belkide gerçek olmayacaktı.Bunu bilemeyiz.

Sadece dingin bir şekilde olaylara teslim oluruz.

Teslim olun.. Rüzgara..Bırakın essin..Sizi "yaratıcıdan istediğiniz arzularınıza götürsün"

"Ey Muhammed! Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmış, nihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgarlar onu savurur gider. Allah her şeye gücü yetendir." (Kehf Suresi , 45)

ŞEYTAN FM (Kıyamete Kadar Sürecek Bir Radyo Yayını) (Bölüm 1)

ÖZET    

5000 kez yazılarımı okuyanlara teşekkür ederim.Bende sıkılmadan ve yılmadan size 5000 kez anlatmaya söz veriyorum.Hayat nedir? Dünyaya neden geldik? Nereye gidiyoruz? Ne yapmalıyız? Mutluluk nedir? Hayattayken de cennette olabilirmiyiz?

Bütün bu soruların cevaplarını aslında yukarıdaki yazılarımda anlattım.Fakat toparlamak ve özetlemek her zaman güzel olacaktır.En baştan tekrar özetleyelim.Soru cevap olarak.

Bir insan olarak dünyaya neden geldik? Yaratıcı bizi neden yarattı? Amaç nedir?

Yaratıcı (Allah , Rab,Tao ,Zen,Sınırsız Güç , Varlık , Baba..) adı üstünde yaratandır. Yaratıcı gönderdiği kitapların hemen hepsinde "Ben" yerine "Biz" demeyi tercih eder.Buradaki bizin anlamı yaratıcıyla beraber bir de yönetim kurulunun olmasıdır.Bu yönetim kurulunda melekler görev almaktadır.Melekler verilen görevleri yerine getiren geçmişi ve geleceği görebilen ve görev dağılımıyla hareket edebilen nurdan yaratılmış hatasız varlıklardır.Bunları kainatın moderatörleri gibi düşünebilirsiniz.Bilgisayar programı gibi olaya bakarsanız meleklerin çipine farklı bir program yazılmıştır.O programda üstün yetenekler vardır.Melekler doğa olaylarını kontrol edebilir , ölümü ve yaşamı gerçekleştirir ve bunun gibi birçok şey. İnsanlar gibi yaşayan başka canlı türleri de vardır.Hatta bu türlerin bazıları insanlardan daha önce kainattaki yerini almıştır.Bu türlerden birisi de cinlerdir.Cinler de tıpkı insanlar gibi yemek yer , doğar büyür ve ölürler. Bizim için geçerli olan kuralların kalıpların yaşam biçiminin hepsi onlar için de geçerlidir.Onalrında iyisi kötüsü hırsızı inananı inanmayanı vardır.Onlarında düşünebilme kabiliyeti vardır.Melekler ise yorum yapmazlar.Sadece Allah'I tesbih ederler ve amiyane bir benzetme ile robotlar gibilerdir.Fakat cinler ve insanlar teşrii yani bağımsız iradesiyle düşünebilmektedirler. Yorum yapabilmekte karar verebilmekte seçim yapabilmektedirler.İşte insanlardan daha önce yaratılan cinler de bir hayat sürmüşlerdir.Onlara cin denilmesinin sebebi ise "CAN" adıyla yaratılan (bizim de Adem) ilk cinin soyundan gelmiş olmaları sebebiyledir.Can' ın kavmi tıpkı bizim Nuh tufanında yaşadığımız gibi bir olayla tamamen yokedilmiştir ve Can da ölmüştür.Can dan sonra Cin soyunun devamını sağlaması için İblis (Şeytan) görevlendirilmiştir ve cin kavminin yeni temsilcisi olmuştur. Cin kavminde en yetkili isim İblistir. İblis aynı zamanda bir melektir. Hatta o kadar yetkili bir melektir ki ilk 5 büyük melek arasında adı geçmektedir.Fakat tam olarak melekde değildir tam olarak cin de değildir.Melekler ölümsüzdür.Dolayısıyla şetyan da ölümsüzdür.Ama meleklerin tepki verme ve düşünebilme kabiliyetleri olmamasına rağmen Şeytan cin özelliğinden dolayı düşünüp yorum yapabilmektedir.Bu sebeple şeytan "Yer yüzü ve gökyüzü meleklerinin başkanlığı" görevine getirilmiştir.

Daha sonra yaratıcı "insan" adını vereceği başka bir türü yaratacağını söylemiş ve yönetim kurulunu yani melekleri toplamıştır.Doğal olarak meleklerin arasında şeytan da vardır.Şeytan da diğer melekler gibi Allah'ın en önemli yardımcılarındandır.Aslında şeytan kötü filan değildir.İnsanlar dünyanın ilk yaratılmasından itibaren onu öyle kabul ettiği için öyle sanılmaktadır.Bu da satanizm inancının temelini oluşturur.

Şöyle düşünün bir firmada müdürsünüz.Yeni bir ürün var ve patron size ve diğer müdürlere ürünü gösteriyor.Fakat diğer müdürler robotlar ve tepki veremiyorlar.Siz tepki verebiliyorsunuz eleştiri yapabiliyorsunuz.Şeytan da öyle yapıyor.ve aynen şöyle diyor ;

"Yer yüzünde bozgunculuk çıkaracak ve sana isyan edecek kulları neden yaratıyorsun ki , zaten biz seni her zaman överek tesbih ediyoruz (Kuran -ı Kerim) "

Yaratıcı da cevap olarak aynen şöyle diyor;

"Ben sizin bilmediklerinizi bilirim"

Daha sonra yine aynı surede anlatılan olayın devamında , Adem meleklerin önüne çıkarılıyor ve yaratıcı meleklere birşeyler söylüyor şimdi bunları size tekrar soracağım ve bunları ezberleyip bana tekrar söyleyeceksiniz diyor.Aynısını ademe de soruyor.Adem hafıza sahibi ve düşünme kabiliyeti olan bir insan olduğu için ezberleyip cevap verebiliyor.Melekler ise cevap veremiyorlar ve yaratıcı "öyle ise secde edin diyor"

Meleklerin arasındaki şeytan bunu ezberleyip tıpkı adem gibi cevap verebildiği için secde etmiyor ve ben ateştenim o ise topraktan diyor.Daha sonra yaratıcı "insan yaratılmışların en üstünüdür , çünkü biz ona nefesimizden üfledik" deyince, şeytan cevap veremiyor. Çünkü yaratılan mahlukların arasında yaratıcının özelliklerini taşıyan ve onun nefesinden üflediği tek varlık insandır.Cinler ise bu özelliğe sahip olmadığı için insanlar gibi göremez duyamaz dokunamaz ve bu denli zeka ve idrak sahibi değildir.Şeytan ise bu terbiyesizliği ve düşüncesizliği sebebiyle cezalandırılır. Kuran ı kerimde olayın devamı aynen şöyle anlatılır.



Linkback: http://www.kisiselgelisimveolumlamalar.com/spirituel-gelisim/farkindalik-herkes-mutlaka-okumali-t2080.0.html
Türkiyenin en yeni, en genç, en dinamik, ennn kıskanılan veeee ennn büyük kişisel gelişim topluluğuyuz.

640.000 nüfuslu facebook sayfamızda yer almak sanada mutluluk verecek

Binlerce olumlama cümlesi seni bekliyor.

Sitemizin ayrıcalıklarından yararlanabilmek ve linkleri görebilmek için üye olmalısınız Kayıt OL or Giriş yap  

Çevrimdışı AvniSevinc

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 3,402
Ynt: Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )
« Yanıtla #1 : 10 Haziran 2011, 01:14:39 »
"Artık sen lanetlendin"

Şeytan ise;

"Allah'ım o zaman bana kıyamete kadar zaman ver.Bu bozgunculuk çıkaracak insanlarını bende yoldan çıkaracağım ve onları kandıracağım.Onlar seni bulamaycaklar. Seni düşünen ve tesbih edenler hariç"

Yaratıcı ise;

"Ben onlara kefilim onlara elçiler peygamberler göndereceğim ve gerçeği bulmalarını sağlayacağım.Peki. Sana kıyamete kadar zaman veriyorum" der.

Şeytan ise yılan kılığına girerek ademin yanına gider ve ilk insanı yoldan çıkarmak için seferber olur.Elma ağacından yememesi söylenir ademe.Bu aslında ademe bir imtihandır.Elmada bir zehir vardır.Onu yerse o zehir tüm insanlığı etkileyecektir.

Adem şeytana kanarak o elmayı yer ve zehirlenir.

O ZEHİRİN ADI İSE "EGO" DUR.

"Elmalar ne güzel onlardan yiyebilirsin,Elmayı kopar"

Adem elmayı sahiplenmiştir.Ego işte bu sahiplenmenin adıdır.Yunus Emre bu olay üzerine düşünerek aydınlanmasını gerçekleştirir.

Yunus bir gün kırda dolaşırken sarı bir çiçek görür.Eğilir ve çiçeği koklar.Sonra onu koparmak ister.Tam koparacakken çiçek birden canlanır ve ağlamaya başlar sonra çiçekle yunus yer değiştirir ve yunus çiçek olur , sarı çiçek ise yunus olup onu koparmaya çalışıyordur yunus da ağlar ve bakarki çiçeğin de ailesi var annesi var babası var.ve birden geri çekilir.Bu olaydan çok etkilenir ve ağlar.Sonra bir şiir yazar.O şiir binlerce yıl unutulmaz.Şiir ilahi olur.Hepimizin bildiği "Sordum sarı çiçeğe annen baban varmıdır.." şeklinde devam eden ilahidir.

Ego, yani diğer anlamıyla sahiplenmek zehrin ta kendisidir.Zaten hayatın amacı da bu olayları bilip çözmektir.

Yunus çiçeği koparamaz ve cenneti yaşar hayattayken ve oyunu kazanır.Adem ise oyunu kaybetmiştir.Ceza olarak o boyuttan alınır ve bugün yaşadığımız Dünya boyutuna sürgün edilir. Ve oyun başlar. Tabiki bu zehir her doğan yeni insana bulaşacaktır.Adem ile havvanın iki çocuğundan olan Habil ve kabil birbirini kıskanırlar ve zehir etkisini göstermeye başlar.Birisi diğerini "Annem ve babam seni daha çok seviyor hep seninle ilgileniyor" diyerek öldürülür.Bu ilk cinayettir.Dünyada 4 kişi varken bile biri diğerini öldürmüştür.Daha sonra ademe kurallar öğretilir.Neler yapması gerektiği ve insan nesli belirli bir düzende çoğalır.Düşünebilme kabiliyetleri sayesinde insanlar içlerindeki ego zehriyle doğar büyür ve ölürler.Yaratıcı ise söylediği gibi peygamberler göndererek insanlara doğru yolu göstermeye çalışır.İşte amaç buraya kadar anlatılan gerçekleri bilip bu dünyanın bir oyun alanı olduğunu anlamak ve ölüm ile yaşam denen şeylerin ve bildiğimiz tüm kavramların aslında sanal olduğunu anlamak ve yaratıcıya ulaşmaktır.

Bu sebeple peygamberler ve dinler gönderilir kalıplar oluşturulur.Kültür oluşur hukuk kuralları vs.. Bazı insanlar bu yolu bulsa da büyük kısmı egoya yani şeytanın zehrine yenik düşer.Bu zehir bir virüs gibidir.Tüm düşüncelerimize bulaşan bir virüs.

ŞEYTAN FM (Kıyamete Kadar Sürecek Bir Radyo Yayını) (Bölüm 1)

Tüm Düşüncelerimize bulaşaşan bir virüsün varlığından bahsettik.Peki bu virüsten nasıl kurtuluruz? Bunun bir yolu var mıdır?

Artık bir mekanizmanın varlığından haberdarız.Beynimizde bir bios var.Bu bios çipinde ego yeralmakta.Buradaki komutlar bizim kontrolümüz dışındaki tepkilerimizi oluşturuyor ve bizler bazı olaylara karşı tepkilerimizi istemsiz olarak o biostaki komutlardan veriyoruz ve farkında olmadan duygular oluşuyor.Biosumuzdaki bu virüs sayesinde ne gerçek duyguları yaşayabiliyoruz nede gerçek şekilde düşünebiliyoruz.Hep kriterlere göre karar veriyoruz.Bu kriterler toplum yargıları din kalıpları gibi bize sonradan yüklenen bilgiler ışığında gerçekleşiyor.Bu sebeple neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeden doğru dediğimiz şeyleri kabul edip yanlış diye bize öğretilenleri yapmama gayretine giriyoruz.İşte şeytan bu döngüyü bildiği için bize acı çektirmenin çok kolay bir yolunu buluyor ve "yanlış" diye öğrendiğimiz şeyleri bize yapmaya zorlayarak onları bize tatlı göstererek bize acı veriyor ve görevini yerine getiriyor.Daha sonra biz hatalarımızı anlasak bile tekrar düzelmeyelim diye "pişmanlık" mekanizmasını devreye sokuyor ve acımızı dindiremeyelim diye o hatayı sürekli aklımıza getiriyor.

Peki hata nedir doğru nedir?

Cevap basittir.Sen neyi hata neyi doğru kabul ettiysen odur.Bu hatalar toplum yargılarına göre törelere göre değişebilir.Dinlere hatta dinlerin içindeki mezheplere göre bile değişebilir.

Eski uygarlıklarda seks yapmanın ibadet sayıldığı dönemler olmuştur.Çok eski uygarlıklarda örneğin Fenikelilerde erkek çocukları kurban edilirdi.Araplarda ise kız çocukları.Fenikeliler erkek çocuklarını öldürürlerdi çünkü onlara göre seks yapmak ibadetti.O haftanın en çalışkan ve en iyi en yardımsever erkekleri mahallenin en güzel kızlaıyla tapınakta seks yapma hakkını kazanırdı.Ve kızların aileleri büyük bir sevinç ve gözyaşıyla kızlarını süsleyip tapınağa yollardı.Kızların o seçilenlerin arasına girebilmek için yarıştığı bilinmektedir.Araplarda ise kızım biriyle seks yapacak sonra bozulacak korkusuyla doğduğunda diri diri gömülmüştür.

Hangisi doğrudur?

Size hangisi öğretildiyse.

O halde hata diye birşeyin varlığı sözkonusu olamaz.Bu sadece bir kritere göre doğrudur.İslamiyet inancında hanefilere göre köpeği sevmek abdesti bozmazken şafilerde duş almayı gerektirir.Şafilere göre (şia) köpek pistir.Sana göre hata değildir ona göre hatadır.

Demekki doğrular ve yanlışlar bize toplum tarafından öğretilmektedir.Onları biz kabul etmemişizdir ve FARKINDA olmadan kabul etmişizdir.Bir çok insan günümüzde mensup olduğu dini bile annesinden babasından görmüştür.

Bu durum , virüsün daha da belirgin hale gelmesine sebep olmaktadır.Bu döngü sayesinde hiçbir ilerleme katemeyen insanlık , sürekli olarak üzülür acı çeke
r ve başarısız olur.Başarısız olup tekrar üzülür ve pişman olur.Sevgilisiyle ayrılıp da 5 yıl unutamayanlar vardır.İşte bu unutamamanın sebebi virüstür.Eğer farkında olup zihninizi kontrol edebilseydiniz birşeyi unutmak veya hatırlamak sadece bir saniye sürecekti.

Bilgisayardan bir dosyayı silmek bir saniye sürüyor.Hiç siz bilgisayarın "ooff o oyunu çok özledim onu niye sildin" dediğini göremezsiniz.Çünkü onu sizin dışınızda kontrol eden başka bir mekanizma yoktur.

Ama bazen farkedersiniz birden durup dururken internet sayfaları açılır bilgisayar yavaşlar ve kontrolü kaybedersiniz ve bilgisayar bozulur.Bu bozulmaya " bilgisayara virüs bulaştı" deriz.Virüs bulaşır ve dosyaları bozar.Ya bilgisayar format atmalısınızdır yada iyi bir antivirüs programı ile virüsleri silmelisinizdir.

Peki biz ne yapacağız? Antivirüs programı mı kullanacağız Format mı atacağız?

İkiside.

Bu virüs programının adı FARKINDALIKTIR.NEDİR FARKINDALIK , NASIL ÇALIŞIR?

İnsan beyni tüm zihinsel ve duygusal faaliyetlerin kontrol merkezidir.Hatta bazı insanlar zihnini çok iyi kontrol ederek cisimleri oynatabilirler (telekinezi). O halde herşeyi zihnimiz yapıyorsa zihnimizi kim kontrol ediyor? Cevabı yukarda verdik.Biz etmiyoruz.Şeytan bulaştırdığı bir virüsle kontrol ediyor.Bu virüsü silmenin tek yolu ise işte buraya kadar anlatılanların FARKINDA olmak ve FARKINDALIK UYGULAMALARI ile antivirüs programını çalıştırmaktır.

FARKINDALIK UYGULAMALARI NELERDİR ? ANTİVİRÜS NASIL ÇALIŞACAK?

Farkındalık uygulamaları 3 tanedir.Virüs temizleme işlemi 3 aşamalı olarak gerçekleşir

1)Düşünceleri İzlemek
2)Kendini (Bedenini) izlemek
3)Duyguları İzlemek

İzlemek ile gerçekleşecek bir temizleme işlemine başlıyoruz.Çok kolay sadece izlemek.Müdahele etmeden.

UYGULAMA (Her gün düzenli olarak 1-2 ay kadar)

1)Düşünceleri izlemek:

Etkili temizlik için , Sırt üstü uzanın gözlerinizi kapatın ve düşüncelerin filim şeridi halinde geçmesine şahit olun.bir sürü gereksiz düşünce ve olay peşpeşe film şeridi gibi bir slayt gösterisi halinde geçecektir.O düşüncelerden birini seçerseniz o düşünce size acı üzüntü gibi duygular verecektir.Hastalık budur zaten.Biz bu olayın farkında olarak uzandık ve film şeridini izliyoruz ama müdahele etmiyoruz.Sadece izliyoruz.Hiçbirine odaklanmadığımız ve seçmediğimiz için birisi geçiyor sonra diğeri geliyor bu şekilde yarım saat kadar izliyoruz ve gittikçe düşünceleriniz geçmişe doğru gitmeye başlayacaktır.İlkokulda hoşlandığınız kızı bile gösterecektir size.Şeytanın tek amacı onlardan birini seçip MÜDAHELE ETMENİZ ve yorum yapmanızdır.Eğer müdahele edip yorum yaparsanız şeytan kazanacaktır ve virüs sizi üzmeyi sinirlendirmeyi öfkelendirmeyi başarır.Ama sadece izlerseniz izlediğiniz film şeridindeki virüsler yokolacak ve o olayları ARTIK SİZ NE ZAMAN İSTERSENİZ O ZAMAN HATIRLAYACAKSINIZ VE HATIRLASANIZ BİLE SİZE ACI VEREMYECEKTİR.

Bu egzersizi yolda yürürken düşünürsenizde yapın sürekli yapın.Heran farkında olun düşünceler geldimi heh yine başlıyor Şeytan FM radyosu deyip izlemeye başlayın.


2)Kendini İzlemek (Bedenini İzlemek) :

Yunus Emrenin Kendini bilmek dediği durumdur.

Uygulama;

* Sabah kalktığınızda sinirli olursunuz ve gergin olurunuz genellikle.Hemen aynaya gidin ve 5 dakika aynaya bakın.Aynada pis bir gülüş göreceksiniz.Bu ben değilim diyeceksiniz.Evet değilsiniz.O gördüğünüz şeytani virüs.Sizi kontrol ediyor.Onu izleyin ve gülümseyin.Müdahele etmeyin tepki vermeyin sadece izleyin.Bu uygulamayı her sabah yapın.

* Gece uyuduğumuzda düşüncelerimizin durduğunu sanırız ama şeytan malum uyumaz.Gündüz düşünceler gece rüyalar olarak radyo yayınına devam eder.Gece yatmadan önce "Bu gece rüyalarımın farkında olacağım" deyip yatmak şeytanı gece de izleyeceğiniz telkinini size verecektir.

* Yolda yürürken kendinize dışardan bir başkasının gözünden bakmaya çalışıın.Ellerinizi gözlerinizi yüzünüyüzü tüm bedeninize dışardan bakmaya çalışın ve bedeninizi hissedin.Varlığınızı hissedin.


3)Duyguları İzlemek: En son ve zor olan aşamadır.Teslimiyet ve Tepkisizlik gerektirir.

Uygulama;

* Birisi sizi sinirlendidiğinde yada kızdığında yada bağırdığında anında duygularımı izliyorum deyip tepkisizlik moduna geçmelisini.Hiçbir şekilde cevap vermemelisiniz.Tepki vermemlisiniz sadece yaşanan bu "ŞEYTANİ" olayı izlemelisiniz.Örneğin anneniz size bağırdı niye geçkaldın saat kaç derslerine çalış vs.. tepki vermeyin cevap vermeyin.Eninde sonunda susacaktır.Unutmayın karşınızdaki insan virüsün etkisiyle bunları yapıyor.O virüs tepkisiz kalırsanız etkisini kaybedecektir böylece karşınızdakini de kurtaracaksınız.

Öfke , kıskançlık ve korku 3 ana duygudur.Özellikle bu duyguları izleyin ve tepkisiz olun.

Yukarda anlatılan 3 virüs temizleme uygulamasını aynı anda 2 ay yapın.Her an uygulamaya çalışın.İlk günler kaçıracaksınızdır.Ama günler geçtikçe kaçırmalarınız azalacaktır ve artık her hareketinizi kontrol edebilecek seviyeye geleceksinizdir.

Sakın PİŞMAN olmayın.Kaçırdım işte bak şeytan yaptırmıştı bunu demeyin.Sadece gülümseyin.Bunu bile virüs yaptırıyor çünkü.Siz sadece yapın.Önemli değil kaçırmanız hata yapmanız.Sadece yapın..


Duygularla arkadaş olun.Onları yargılamayın.Duygular (öfke,kıskançlık,korku,nefret,sevgi..) aslında birer enerjidir.Onları siz nasıl şekillendirirseniz öyle olurlar.Bu enerjiyi kontrolünüz altına alırsanız (izleyerek) o enerjiyi absorbe edersiniz ve karın çakranızda bir gıdıklanma olur.İlk sayfa ilk mesajda anlattığım şey o enerjidir yani varlığınızdır.İşte o enerjiyle ister telekinzei yaparsınız ister astral seyahat ister ders çalışır öss de derece yaparsınız isterseniz atatürk gibi bir kumandan olur einstein gibi bir fizikçi olur bethooven gibi bir müzisyen olursunuz.

Amacımız düşünceleri izleyerek onların enerjisini toplamak , kendimizi izleyerek kendi enerjimizi dizginlemek,duyguları izleyerek o enerjileride toplamak ve tek bir noktada birleştirip bombayı patlatmaktır.Bu bombayı bethooven piyanosunda patlatmıştır.edison ampülü bulmuştur eisntesin fizikte yapmıştır... vs..

sizde o farkındalığın enerjisiyle neyi istiyorsanız özgürce yaparsınız.

o enerjileri izlediğinizde şeytanın virüsü o enerjiden beslenemediği için kontrol size geçecek ve o enerjiyi şeytan yerine siz alacaksınız ve böylece farkındalık sağlanmış olacak.

yargılamayın.öfkelenmek kötü değildir.onu sevin.ancak onu izlerseniz ona bir canlı varlık gibi yaklaşırsanız size enerjisini verir.sevgide böyledir nefrette.hepsi aynıdır nötr dür aslında.siz o enerjiyi yakalarsanız olumlu hale çevirirsiniz . Ama siz FARKINDA olmazsanız şeytan yakalar ve öfkeyi kötü bir hale çevirir hatta sevgiyi bile bir ıstıraba dönüştürebilir.Egoda sizin beyninizdeki çiptir.Şeytan kontrol ediyor şu anda o çipi.Farkında olunca siz kontrol edeceksiniz.Ego düşünebilme kabiliyetinin merkezidir.Yorum yapma ve kriter koyma merkezidir.Ego tahmin ettiğiniz şey değildir.

"vay be şuna bak nekadar egoist" cümlesindeki egoyla benim anlattığım şey aynı anlamla değil ben id anlamına gelen egoyu anlatıyorum.kendini beğenmişlik anlamındaki eg edebiyatta başka bir anlama gelen bir kavramdır.gerçek anlamı bu değildir.

izleyin düşüncelerinizi ve duygularınızı onlar canlılar.onlar enerji.onları sevin şefkat gösterin ki size enerjilerini versinler ve gülümsetsinler sizi ve huzuru yakalayın.

ŞEYTAN FM (Kıyamete Kadar Sürecek Bir Radyo Yayını) (Bölüm 2)

Farkındalığın ne olduğunu ve nasıl yapılacağını anladık.Zor birşey olmadığını sadece hayata farklı bir yaklaşım tarzı olduğunu açıklamaya çalıştım.Önyargılar yerine yargısızlıklar , tepkiler sinirlenme ve öfke yerine tepkisizlik ve dinginlik (ayna olunuz) ve her olayı ve yaşadığımız herşeyi orada varolarak İZLEMEK (fakat yorumlamadan), sinirlenince sinirlendim kötü birşey demeden ama iyi birşeyde demeden, pişman olmadan kendimiz olarak her eylemle bütünleşerek (çay içiyorsan sadece çay iç) yaşamak..

Farkındalık egzersizlerine mümkün olduğunca dikkat ediyoruz ve her hareketimize 1-2 ay süreyle uyarlıyoruz ve bir süre sonra virüslü olan tepkiler ve duygular temizlenip yeni sistem yazılıyor ve farkındalık bitiyor.

Peki farkındalık sahibi birisi olarak neler yapabiliriz ya da yapmalıyız?

Artık düşüncelerimizi kendimiz yönetmeyi anladık.Duygularımızıda.Kısaca "kendimizi biliyoruz" artık.Artık kontrol bizde ve artık teşrii irademizi yani yaratıcılığımızı dileğimiz kadar kullanabiliriz.İzlemek farkındalıktı.

Peki hayal kurmak şeytan fm in işidir dedik.Egodan gelir dedik.Onları da izlemeliyiz dedik.Biz o zaman hiçbirşey istemeyecekmiyiz?

İşte artık şeytan fm den kurtulduğumuz için çok daha samimi bir şekilde İSTEYECEĞİZ hemde istediklerimizi HAYAL OLARAK değil GERÇEKTEN İSTEYECEĞİZ.

Nasıl mı?

KUANTUM DÜŞÜNME

Ruhun ne olduğunu ne için yaratıldığımız herşeyin sanal bir gerçeklik olduğunu anladık.Oyunu çözdük yani.Artık bu oyunun içinde yapacak birşey kalmadı mı yoksa?

Cennet ve cehennem şu an yaşadığımız hayatta.

CENNET HER İSTEDİĞİMİZİN GERÇEK OLMASIDIR.

Artık cennettesiniz.İsteyin ve gerçek olsun..

Unutmayın sonsuz kudret sahibi yaratıcıdan 1 bardak su istemekle 1 milyon dolar istemek arasında bir fark yoktur.

"o halde size sunduğumuz nimetlerden dilediğiniz kadar faydalanın" (kuran ı kerim)

Kuantum sürekli duyduğumuz bir kelime.Nedir kısaca değinelim tekrardan.

Kuantum tıpkı radyo dalgaları gibidir.Nasılki bir radyo istasyonu vericileri sayesinde yayın yaparsa bizde öyle yayın yapıyoruz.Şeytan da yapıyor (şeytan fm) bunu uzunca anlattım

Artık şeytam fm yoksa biz varız.Kendi radyo istasyonumuza sahibiz artık.

Düşünceler bir dalga boyu olarak tıpkı telvizyon ve radyo yayını gibi evrene yayılır.Su molekülü deneyinde bir bardak suya küfür edilmiş bir bardak suya seni seviyorum denilmiş ve moleküllerine bakıldığında küfür edilen molekülün çok çirkin bir görüntüde olduğu seni seviyorum denilen su molekülünün çok güzel bir görüntüde olduğu görünmüştür.

eee büyüklerimiz boşuna mu okunmuş su içirirler bize ..

evet düşüncelerimizle suyu etkileyebiliyorsak sizce bu etkiyi sağlayan dalglalar (kendi radyo istasyonumuzdan yaydığımız) başka nelere etki ediyordur?

Herşeye.Şu an bir düşünce dünyanın öbür tarafına kadar gidiyor.Haitide depremden ölenler hakkında düşündüğümüzde haitideki insanların beyinlerine bu dalgalar gidiyor.

Zaten bunun böyle olduğunu tüm reiki ustaları bilir.Öyle olmasa uzaktan reiki ile tedavi nasıl mümkün olurdu..

Öyleyse düşünceler ne kadar önem kazanıyor değil mi? Her düşüncemize dikakt etmeliyiz.Olumsuz düşünce suyun şeklini hatırlayın.Nasılda çirkin bir hale gelmişti.O halde her zaman olumlu düşünmeliyiz.Hiç bir zaman -se-sa meli malı eklerini kullanmadan ecek acak kullanmadan sadece geniş zaman ve şimdiki zamanda düşünmeliyiz.

Reiki de basit bir yöntem vardır.avuç içlerimizle gözlerimizi kapatırız ve uzanırız sırt üstü.Baş ağrısı için etkili bir yöntemdir.O esnada ne denir telkin olarak? Başım ağrımıyor denmez sağlıklıyım huzurluyum tüm bedenim iyileşiyor .. şeklinde düşünülür.Başınızın ağrıdığını hatırladığınız sürece baş ağrısı geçmez.

İşte farkındalıkla çıktığımız yola kuantum olumlama ile devam ediyoruz.Hep olumlu cümleler kuruyoruz.Artık ağzımızdan çıkanları izleme aşamasına geldik.

"Ben insanlara faydalı işler yapıyorum.Bu sebeple bigilerimi paylaşıyorum.Bilgiler öğreniyorum.Gülümsüyorum insanlarda bana gülümsüyor.Bağışlıyorum evrende beni bağışlıyor.Bedenimi seviyorum.Ben sevgiyim sevgi güçtür.Güçlüyüm ve huzurluyum"

doğaçlama bir cümle yazdım bile =)

sizlerde bu şekil cümleleri kullanarak kontrol etmekte zorlandığınız DUYGULARINIZA maruz kaldığınızda onlardan cümlelerle kurtulabilirsiniz.

"Ders çalışmayı seviyorum.Bilgi birikimim sayesinde geleceğe umutla bakıyorum insanlara faydalı bir birey oluyorum.Bilgi güçtür.Güçlü olmayı seviyorum.Derslerime huzur içinde çalışıyorum ve bilgilerimi sınavlarda hep hatırlıyorum ve başarıyı seviyorum.Ben başarılıyım."

hayatımızın her aşamasında uygulayabiliriz

"sevgilimle bir bütünüz birbirimizi tamamlıyoruz.gülümsüyorum o da bana gülümsüyor.sevgi paylaşılıyor ve çoğalıyor.."

artık isteklerinizi söylemeniz yeterli..siz isteyin verilecektir..

"Ben sevgi dolu bir ilişkiyi hakediyorum.Sevdiğim insanla bir bütün oluyorum.."

bir sevgili isteyen birisi böyle cümle kurmalı.

aradığım insan şöyle şöyle böyle böyle dememelisiniz.o olay daha yaşanmadan sanki şimdi yaşıyormuşsunuz gibi istemelisiniz.

Unutmayın herşey ŞİMDİ oluyor.

"Ben arabayı seviyorum.Arabayı hakediyorum ve seyahat etmeyi seviyorum.Arabayle gemzek bana keyif veriyor"

araba istedim bile.1 ay sabah kalkınca ve gece yatmadan tekrar etmem yeterli.

arabam yok dikkat edin.ama var olduğunu hissediyorum ve biliyorum.onu yaşıyorum.

istediğiniz her şeyi yaşamalısınız.olmadığını söylediğiniz anda isteğiniz ulaşmayacaktır.

benim arabam yok,benim sevgilim yok,param yok... vs. dediğiniz sürece onlar olmamaya devam edecek.

sadece isteyin.tüm kalbinizle.

Farkındalık uygulamaları hakkında;

1) Uzanın yatağa yada oturun biryere ve gözlerinizi kapatın.Gözleriniz kapalıyken bir karanlık görüntü görüyorsunuz.Peki gözleriniz kapalıyken bir hiçlik olmaı gerekmezmiydi.İşte o karanlık görünütüyü gören başka bir gözünüz var.O gözden bakmaya çalışın.Ama bu sefer ters açıdan yani gözünüzden dışarı değil dışarıdan gözünüzün içine doğru bakma hissi verin.

2) Önce dikkatlice açık gözle bir nesneye bakın.Ona odaklanın.Mesela bir kaleme bakın.Sonra gözlerinizi kapatın ve o kalemi görememenizi düşüneceksiniz anında ve birden düşünceler arka arkaya gelmeye başlayacak.Kaleme bakarken farkındaydınız düşünceler geldi ve farkındalığı bozdu.Onları izleyin.Yokolacaklardır.Aklınıza her gelen düşünceyi izleyin yokolacaktır.Bu bir temizlenme sürecidir.

3) Duygularınız size tuhaf bir his verir.Böyle üşümüş gibi tüylerinizi ürperir boğazınızda takılır yutkunamazsınız vs. gibi belirtileri vardır.Nefesinizi izleyin ve Bu tür durumlarda hemen şu soruyu sorun;

"NOLUYOR BUNU BENMİ YAPIYORUM NASIL OLUYOR"

Sonra tekrar size düşünceler sanki mantıklı açıklamaymış gibi o duyguya sebep veren geçmişten yada gelecekten olayı düşünce olarak verecektir.Hemen tekrar izleyin ve "BU DÜŞÜNCELER BENİM EGOMU GÜÇLERİNDİRİYOR" deyin.Bir daha gelirse bir daha deyin ve en sonunda bir hiçlik oluşacaktır ve sebepsiz bir huzur ve gülümseme oluşacaktır.İşte bu gülümseme farkındalığın ateşidir.

4)En zor kontrol edilen duygu "ÖFKE" dir.Öfkelendiğinizde kendinizi kaybedersiniz ve tepkiler verirsiniz.Sesinizi yükseltirsiniz tartışmaya girersiniz belki olay büyüyüp kavgaya kadar gidebilir.Kurtulmanın 2 yolu vardır.Yeni başlayanlar için kolay olan yol;

- NEFESİNİZİ İZLEYİN VE ORDAN UZAKLAŞIN , DIŞARI ÇIKIN TEK BAŞINIZA ALAKASIZ BİRYERE GİDİN BAĞIRIP ÇAĞIRIN İÇİNDEKİNİ KUSUN AMA KİMSE GÖRMESİN.GİDİP BİRYERLERE TEKME ATIN DENİZ KENARINDA BAĞIRIN AMA SAKIN İÇİNİZE ATMAYIN O DUYGUYU SAKIN O DUYGUYU BASTIRMAYIN

- NEFESİNİZİ İZLEYİN VE TEPKİSİZ OLUN VE BEKLEYİN.KARIŞINIZDAKİNE CEVAP VERMEYİN VE İÇİNİZE SORUN "EGOMU GÜÇLENDİYORMU BU DURUM"

Tam 24 sayfanın özetini yaptım size.Bunları sadece yapın.Nedenini zormayın.Yorum yapmayın.Sadece yapın.Hergün.Vakit buldukça 1-2 saat yapın.Kendiniz için yapın.Sabredin.Sabredin.Tepkisiz ve dingin olun.Zamanla bu uygulamalar size karşılığını verecektir.

ENERJİSEL BOYUT ÜZERİNE

Artık büyük bir yol katettik.Bilinç boyutunda hızlıca ilerliyoruz.Bunca şey anlattım.Birlikte paylaştık tartıştık.Ama sorulması gereken en önemli soruyu sormadık;

NASIL?

Şimdi tüm bildiklerinize farklı bir açıdan bakmanın ve gerçekleri algılamanın zamanı geldi.
Kainat 7 boyuttan oluşuyor.Bu boyutların her biri enerji ve bilinç saflığına (farkındalık) göre basamaklar halinde yükseliyor.Her boyutunda 14 paraleli vardır.Paralel evrenler o boyutun farklı bilinç boyutundaki yansımalarıdır.Mesela 3. boyuttaki insanlar cinleri göremezler çünkü o boyutun projeksiyon yöntemleri beynimize tanımlanmamıştır.

Bizler insanlar olarak 3. boyutun bir paralelindeyiz.Çeşitli dönemlerde dünyanın bilinç boyutu topluca artmıştır.Daha önce hiç gemiyi görmemiş olan yerli kabileler onlara saldırmaya gelen gemileri görememişlerdir.Ta ki gemiler onlara iyice yaklaşınca fiziksel olarak görebilmişlerdir.Çünkü o bölgenin bilinci suda yüzebilecek büyük bir nesnenin projeksiyonuna sahip değildi.Fakat topluca öğrendiler ve bilinç boyutu atladılar.

Atillanın liderliğindeki Avrupa Hunları'nın neden barbar olarak anlıldığını biliyormuydunuz?
Asya hun devleti gelişmişlik olarak avupa medeniyetinden yaklaşık 500 yıl ilerdeydi.Atilla ve ordusu avrupaya girdiğinde zırhlı ve düzenli birliklere sahip ok kılıç balta gibi çeşitli donanımlara saihptiler.Üstelik savaş eğitimleri çok üst düzeydi ve onluk sisteme göre (aynı bugünkü türk ordusu gibi) düzenlenmiş orduları vardı.

Avrupa halkı ise halen çanak çömlek yapııyor ve ateş yakıp hayvan avlıyorlardı mızraklarla.Sonuç? Atillaya tanrı dediler ve heykelini yaptılar.Avrupa hunlarının tüm avrupayı darmadağın ettiği tarihi bir gerçektir.Daha sonraki dönemde avrupa medeniyeti çok hızlı bir şekilde 500 yıllık ilerlemeyi katetmiş ve bilinç boyutları artmıştır.

Peki bilinç dediğimiz şey nedir? Nasıl artıyor?

Öncelikle enerji kavramına değinelim.Tüm maddelerin atomlardan oluştuğunu hepimiz biliyoruz.Atomların içinde bir çekirdek ve etraflarında sürekli olarak dönen elektronlar vardır.Peki bu elektronlar nasıl dönüyor? Onları döndüren enerji nedir nereden geliyor?

Bu enerjiye "özvarlık" denilmektedir.Müslümanlar bu enerji için Allah kelimesini kullanırlar.Japonlar Zen , Çinliler Tao derler.Bilim insanları ise "Sınırsız Güç" kavramını kullanmaktadır.Hangisini isterseniz diyebilirsiniz.Ben özvarlık diyeceğim bir müslüman olarak.

Özvarlık enerjisi sonsuz ve sınırsız olan sürekli yenilenen bir enerji kaynağıdır (kuranı kerimde NUR denilmektedir).Onun tezahürü ile (O tezahür edilmemiş olandır) 7 boyut yaratılır.Her boyutta kendi enerjisel dağılımına göre ve adaptasyona göre 14 paralele bölünür.Bu enerjiler arasında geçişler ancak BİLİNÇ ile sağlanır.

Özvarlığın tezahür ettiği (kuranı kerimde nefesinden üflediği denilir) boyutların içinde yaşayan onun tezahür ettiği enerjiden varolmuş RUHLAR vardır.Bu ruhlar her canlı türünde farklı bilinç boyutlarındadır ama her türün ruh enerjisi aynı miktarda ve aynı büyüklüktedir.İnsanlar 3. boyutta (bilinç kademesinde) yaşayan bir türdür.Yine 3. boyutta yaşayan cinler vardır.2. boyutta hayvanlar ve bitkiler , 1. boyutta tek hücreli canlı ve cansız(cansız diye birşey yoktur fen bilimindeki adını kullandım) varlıklar vardır.

Her ruh bu boyutlar yaratılmadan önce yaratılmıştır.Yani kainat yokken ruhlar vardır ve enerji halinde beklemektedirler.Bitkilerin ruhu ağaçların ruhu taşların ruhu insanların ruhu cinlerin ruhu...

Daha sonra İlk insan yaratılır ve 7. boyutun en üst kademesinde olan özvarlığa en yakın nur varlıklar (melekler) önüne çıkarılır.7. boyuttaki varlıklar sadece nurdandır.Yani adeta özvarlığın bir parçası gibidir.Özvarlıktan talimat almadan hareketsiz dururlar robot gibidirler.Sadece verilen görevleri yapabilen yorum yapmayan ama teşrii iradeleri görevleri dahilinde olan varlıklardır.İnsanlardan önce cin adı verilen bir tür daha yaratılmıştır.İlk cin olarak CAN adı verilen bir varlığa beden verilmiş ve bu beden dumansız bir ateşten (astral beden gibi) yaratılmıştır.Daha sonra çok önceden yaratılmış olan ruh programlandığı gibi CAN 'ın bedenine enerjiyi aktarmaya başlamış ve CAN canlanmıştır.CAN ın soyundan gelen tüm bu dumansız ateş varlıklara CANIN KAVMİ anlamına gelen Cin adı verilmiştir.Daha sonra CAN nuh tufanına benzeyen bir durumla tüm kavmiyle birlikte yokedilmiş ve Cin soyu tekrardan enkarne edilerek İblis adı verilen bir meleğe teslim edilmiştir.Bu meleğe sonradan cin özellikleride eklenmiştir.

Özvarlık ilk insanı yaratırken ona bir beden verir.Bu beden çamurdan etten kemikten topraktandır.Daha sonra o bedene daha önce yaratılmış ve programlanmış olan ruhundan enerji projekte edilmeye başlar ve beden canlanır.

İblis (Şeytan) , hem bir melek hemde bir cin olarak bir çok üstün özelliğe sahip olmuş ve bu karışım adeta + ve - dengesinin ilk örneğini oluşturmuştur.İblis melek olduğu için hatasız olmalıdır ve ölümsüzdür.Fakat cin olduğu içinde düşünebilme kabiliyetine sahiptir.Fakat melek vasfı her zaman ağır basar ve sadık bir hizmetkar olarak emirleri ve söylenenleri uygulamaya devam eder.

İlk insanın (Adem) yaratılışında önüne çıkarılan yönetici meleklerin arasında İbliste vardır.Fakat insan kavmi çok farklı üstün özelliklere sahiptir.Bu üstün özelliklerden birisi "Düşünebilme" kabiliyetidir.İnsan beyni bir saniyede 400 sayfalık bilgiyi ezberleyebilecek kapasitededir (Bu kadar bilgiyi ezberleyemememizin nedeni 1 saniyedeki "fiziksel gözle görme"yi iletme kabiliyetmizin kısıtlı olmasındandır).

Daha sonra meleklerin önünde çeşitli bilgiler söylenir ve meleklerle bilrikte Ademede ezberlemeleri söylenir.Fakat melekler ezberleyemezler.Çünkü düşünebilme kabiliyetleri (Ego) farkındalık ve arınmışlık seviyeleri çok yüksek olduğu için ayrıca görevleri sebebiylede yoktur.Adem söylenenleri ezberleyip hafızasından cevap verir.Allah meleklere "o halde eğilin der". İblis de melek özelliğinin yanında bir cin olduğu için oda ezberleyebilmiştir.Daha sonra aslında en başında yaratılmış olan şeytan ruhundaki programlama devreye girer ve şeytan eğilmez karşı gelir.Bu aslında en başından itibaren programlamadaki zamanın gelmesini gösterir.Herşey zamanı gelince gerçekleşir.(Teslimiyet ve Kuantum)

Gerisi malumdur hikayenin.Burada anşalışması gereken en önemli şey şudur.Enerjinin atomlardan oluştuğunu ve atomun çekirdeğinde proton (+) ve etrafında dönen elektronların (-) zıt kutuplarda olduğunu biliyoruz.Demekki tüm duygular , tüm düşünceler, tüm arzular ve ego + ların yanında - ler olmadan eneri faaliyetlerini gerçekleştiremezler.Bu sebeple bir duyguyu (mesela öfke) durdurmanın tek yolu onu nötrlemektir.Duygular enerjisel boyutta sinir sistemimizdeki nöronlarda hareket ederler ve beyne sinyal gönderirler.Beyne gelen bu sinyal onun olumsuzu karşılığını alınca duygunun enerjisi devreye girer ve beyne nasıl tanıtıldıysa (genel kabul öfkenin kötü sevginin iyi olduğudur) o tanıtıma göre olumsuzu zihne projekte edilerek tepki sağlanır.Siz sadece olumsuzunu düşündüğünüz için duygularınızı hissedersiniz.Mesela "sevgi" denen duygu sadece onun yokluğu size anımsatılarak size hissettirilebilir.Enejiler (duygular ve düşünceler hatta bedenimiz bile hatta varolan herşey enerjidir) zamanla birbirine dönüşebilir.Sevginin nefrete dönüşebileceği gibi.Sadece sinyal değişir ve sevgi nefrete dönüşür.

Herşey enerjiden varolmuştur dedik.Ama fiziksel olarak gözümüzle gördüğümüz maddeler var.Mesela bir elmaya dokunuyoruz.Onun tadını alıyoruz yiyoruz.Bu fiziksel bir gerçeklik olmuyormu?

Her nesne atomdan meydana gelmiştir.Atomlarda çekirdek ve elektron olarak iki kısımdan oluşur.Atomların kütlesel olarak yüzde 1'i çekirdek+elektronlardan yüzde 99 u ise ikisinin arasındaki boşluktan oluşuyor.Bir elma ise milyarlarca atomdan meydana geliyor.Şimdi milyarlarca atomun toplamı olan bir elmayı baz aldık.O zaman elmanın yüzde 99 u boşluk yüzde 1 i fiziksel olarak varolmalıdır.Peki madem elma boşluk ise biz elmayı neden boşluk olarak görmüyoruz?

İşte burada hayatın büyük bir gerçeği karşımıza çıkıyor bile.Görüntülerin hepsi yansımalardan ve projeksiyonlardan ibaret.Aslında elmanın bir görüntüsü yok tamamen boşluk.Biz boşluğa bir görüntü projekte ediyoruz ve o görüntü ortak kabul görüyor ve sahip olunan bilinç boyutunda gerçekliğe dönüşüyor.Peki dokunabilmek? Boşluğa dokunuyorsun.Ama o boşluktaki enerji geçişi sayesinde dokunma hissini yaşıyorsun.Aslında görüntülerin hepsini biz yaratıyoruz.
             

Çevrimdışı guherpare

  • *
  • İleti: 6
Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )
« Yanıtla #2 : 03 Aralık 2011, 19:29:35 »
Fırsat buldukça yazılarınızı okuyorum. Ders çalışır gibi izin günlerimizde yazılan her şeyi incelemek için uğraşıyorum ve emeğinize hayranlığım her geçen gün artıyor. Teşekkür etmekten daha büyük bir ifade varsa onu söylemek istiyorum. Emeğinize ve yüreğinize sağlık. Dilerim okuyan herkesin işine yarar okuduklarını. Bilmek değil olmaktır önemli olan. Dilerim "ol"mayı başarırız en kısa zamanda.

Çevrimdışı oblomow

  • *
  • İleti: 3
Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )
« Yanıtla #3 : 08 Ocak 2012, 14:15:15 »
yazan ellerınıze sağlık sağlık sağlık

Çevrimdışı duyguUu

  • *
  • İleti: 4
Farkındalık ( HERKES MUTLAKA OKUMALI )
« Yanıtla #4 : 09 Ocak 2012, 21:12:54 »
iyiki keşfetmişim bu siteyi, teşekkürler


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

  Konu / Başlatan Yanıt / Gösterim Son İleti
xx
Herkes Şiir Herkes İnci Herkes Hakiki

Başlatan damla05

0 Yanıt
37 Gösterim
Son İleti 07 Mart 2014, 10:53:27
Gönderen: damla05
xx
HERKES BANA BEN ONA HASTAYIM sizce ne demek, HERKES BANA BEN ONA HASTAYIM size neyi çağrıştırıyor?

Başlatan yerçekimi

0 Yanıt
78 Gösterim
Son İleti 11 Ağustos 2013, 15:39:44
Gönderen: yerçekimi
xx
HERKES BANA BEN ONA HASTAYIM sizce ne demek, HERKES BANA BEN ONA HASTAYIM size neyi çağrıştırıyor?

Başlatan duruca

0 Yanıt
107 Gösterim
Son İleti 05 Ağustos 2013, 21:03:42
Gönderen: duruca
xx
Mutlaka Seyredin Mutlaka Ama

Başlatan şimâl

0 Yanıt
351 Gösterim
Son İleti 16 Nisan 2013, 16:47:09
Gönderen: şimâl
xx
Öz Farkındalık...

Başlatan zerrin

0 Yanıt
141 Gösterim
Son İleti 02 Haziran 2013, 17:05:20
Gönderen: zerrin
 


Kullanıcıların aradığı sayfalar:

tepkisizlik psikoloji farkindalik hakkinda bilgi kisisel gelisim insanlar hayal kurar ademin iman facebook farkindalik olumlamalar sevinc nedir kuranda melekler suresi
durumsal bunu herkes kuantum sevgiliyi olumlama ile zarar verme hissi olumlamalar mutlaka subliminal telkin verme yerse nolur zihninizdeki zincirleri olumlamalar sesli okumali