Bilinçaltı Telkin ( subliminal) Cd Nedir? Ne İşe Yarar.
Avni Sevinç ile bilinçaltı temizliği

Gönderen Konu: GÜVEN SAĞLAYIP KORKUYU YENİN  (Okunma sayısı 3263 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı maviş sevinç

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1,162
  • İtibar : +4863/-0
    • Mesajı Paylaş
GÜVEN SAĞLAYIP KORKUYU YENİN
« : 29 Mayıs 2012, 21:21:56 »







GÜVEN SAĞLAYIP KORKUYU YENİN      

Evet, korku gerçektir. Ve onu yenmeden önce varlığını kabul etmeliyiz. Bugün artık korkunun çoğu psikolojiktir. Endişe, gerginlik, sıkıntı, panik, tümü de yanlış idare edilen olumsuz düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Eski “o-sadece-senin-aklında” yaklaşımı, korkunun aslında var olmadığını varsayar.

Ama korku vardır. Korku gerçektir. Korku, başarının bir numaralı düşmanıdır.

Korkunun her türlüsü veya büyüklüğü bir psikolojik hastalık türüdür. Zihinsel bir hastalığı da bedensel bir hastalığı tedavi ettiğimiz gibi belirli ve kendini kanıtlamış yöntemlerle tedavi ederiz. Güven duygusu tamamen sonradan elde edilir veya geliştirilir. Hiç kimse içinde güvenle doğmaz. Etrafına güven saçan, korkuyu yenmiş, her zaman ve her yerde kendini rahat hisseden bu insanlar güvenlerinin bir parçasını sonradan elde etmişlerdir. Siz de bunu yapabilirsiniz.

Aşagıdaki iki adımlık prosediri kullanarak korkunuzu yenebilir ve güven kazanabilirsiniz.

1.      Korkunuzu izole edin. Gerçekte tam olarak neden korktuğunuzu belirleyin.

2.      Sonra harekete geçin. Her korku için bir eylem biçimi vardır.

Unutmayın, tereddüt sadece korkuyu büyütür. Hemen harekete geçin. Kararlı olun. Kendine güvensizlik çoksa, bu bizi doğrudan hatalı yönetilen belleğe götürür.

Beyniniz tıpkı bir banka gibidir. “Akıl bankanıza” her gün düşüncelerinizi yatırırsınız. Bu düşünce birikimleri büyür ve sizin belleğiniz olur. Düşünmeye başladığınızda veya bir problemle karşılaştığınızda, aslında bellek bankanıza şunu söylersiniz: “Bunun hakkında ne biliyorum?”Bellek bankanız otomatik olarak sizi cevaplar ve daha önceki benzer durumlarda yatırmış olduğunuz bilgi parçalarını sunar. O halde belleğiniz yeni düşünceleriniz için işlenmemiş malzeme sağlayan temel kaynağınızdır.
 
Bellek bankanızı etkin biçimde yöneterek güven sağlamak için yapmanız gereken iki önemli şey şudur:
     
1.Bellek bankanıza sadece olumlu düşünceleri yatırın.       Dürüst olmak gerekirse, herkes hoş olmayan can sıkıcı, cesaret kırıcı pek çok durumla karşı karşıya kalır. Ama başarısız insanlarla başarılı insanlar bu durumları tamamiyle farklı biçimlerde ele alır. Başarısız insanlar bunları, deyiş yerindeyse, kalben alırlar. Bu hoş olmayan durumlar üzerinde gereğinden fazla durarak bunların belleklerinde iyi bir yer edinmelerine neden olurlar. Bunları akıllarından çıkaramazlar. Geceleri, üzerinde düşündükleri en son şeyler bu hoş olmayan durumlardır.

Öte yandan kendine güvenen, başarılı insanlar bunlar üzerinde “bir daha düşünmezler bile.” Başarılı insanlar bellek bankalarına olumlu düşünceler yatırmada uzmanlaşmışlardır.

2. Bellek Bankanızdan Sadece Olumlu Düşünceler Çekin:
     
“Basitçe şu: olumsuz düşünceleri zihinsel canavarlar halini almadan önce yok etmek.” Zihinsel canavarlar yaratmayın. Bellek bankasından boş olmayan şeyler çekmeyi reddedin. Hangi türden olursa olsun bir şeyi anımsadığınız zaman deneyiminizin olumlu kısmı üzerine konsantre olun; kötü tarafını unutun. Onu toprağa gömün. Kendinizi olumsuzca düşünürken yakalarsanız, zihninizi tamamiyle kapatın.
 
İşte size insanları uygun perspektife koymak için iki yol:
     
1. Öteki Kişiye Dengeli Bir Şekilde Bakın.      İnsanları ele alırken şu iki noktayı aklınızdan çıkarmayın. Bir kere, öteki kişi önemlidir. Kesinlikle önemlidir. Her insan önemlidir. Ama şunu da unutmayın: “Siz de önemlisiniz.” O nedenle birisiyle tanıştığınızda şöyle düşünmeyi kural haline getirin: “Biz oturmuş, karşılıklı ilgimizi çeken ve bize fayda sağlayacak konuda konuşmakta olan iki önemli insanız.”

2. Bir Anlama Tutumu Geliştirin.      Mecazi olarak sizi ısırmak isteyen, size hırlamak isteyen, sizi sürekli azarlamak isteyip de bunu yapamazsa küçük düşürmek isteyen insanların sayısı az değildir. Kendinizi bu tip insanlara karşı hazırlamazsanız, kendinize olan güveninizde büyük boşluklar açar ve kendinizi bütünüyle yenilmiş birisi olarak hissetmenize neden olurlar. Bu gelişmiş kabadayıya, kendi zayıf noktasını etrafa yaymaktan hoşlanan kişiye karşı bir savunmaya gereksiniminiz vardır.
 

Doğru olanı yapmak vicdanınızı tatmin eder. Bu da kendine güveni geliştirir. Yanlış bilinen bir şeyi yaptığımızda iki olumsuz şey meydana gelir. Birincisi, kendimizi suçlu hissederiz ve suçluluk kendimize olan güveni yiyip bitirir. İkincisi, er geç diğer insanlar bunu öğrenir ve bize olan güvenlerini yitirirler.
İşte size yirmi beş kere okumaya değer bir psikolojik ilke. Sizi iyice doyurana dek bunu okuyun:

Güvenli düşünmek için, güvenli hareket edin.
     
Ünlü psikolog Dr. George W. Crane, Uygulamalı Psikoloji adlı kitabında şöyle demiştir: “Unutmayın, davranışlar duyguların göstergeleridir. Duyguları doğrudan denetleyemezsiniz, sadece davranış veya hareketlerinizin seçimiyle bunu yapabilirsiniz...Bunu yaygın trajedilerin tümünden (evlilikteki zorluklar veya yanlış anlamalar) kurtarmak için somut olan bazı psikolojik gerçeklerin farkında olun. Her gün uygun davranışlarda bulunursanız, kısa sürede bunlara göre hissetmeye başlayacaksınız. Sadece hem kendiniz hem de partneriniz için randevu, öpücük, günlük kompliman yapma ve birçok küçük kibar davranışlar konusunda dikkatli olun; böylece aşk duygusu konusunda endişe etmemize gerek kalmaz. Kendinizi sadık hissetmediğiniz sürece sadık davranamazsınız.”

Psikologlar fiziksel hareketlerimizi değiştirerek tutumlarımızı değiştirebileceğimizi söylerler. Örneğin, kendinizi güldürebilirseniz sonunda kendinizi daha güleç hissedersiniz. Kambur durmak yerine dik durursanız kendinizi daha üstün hissedersiniz. Bu olumsuz açıdan da geçerlidir. Biraz sert kaş çatarak bakın, bakalım kendinizi sürekli kaşları çatık biri olarak hissetmiyor musunuz?

Düzenlenmiş davranışların duyguları değiştirdiğini ispatlamak çok kolaydır. Biriyle tanışırken çekingen davranan insanlar bu çekingenliklerinden üç basit hareketi aynı anda yerine getirerek kurtulabilirler: İlki, diğer kişinin elini yakalayıp sıcak bir şekilde tokalaşın. İkincisi, doğrudan ona bakın.

Üçüncüsü “Sizinle tanıştığıma memnun oldum” deyin.
     
Dolayısıyla güvenli düşünmek için güvenli davranın. Hissetmek istediğiniz biçimde davranın. Aşağıda beş tane “güven-geliştirici” egzersiz yer almaktadır.

1. En ön sırada olun:      Toplantılarda-kutsal yerlerde, sınıfta veya diğer türden topluluklarda-önce arka sıraların dolduğu dikkatinizi çekti mi hiç? Pek çok insan arka sıralarda oturmak için mücadele eder ve böylece “fazla dikkat çekmezler.” Fazla dikkat çekmek istememelerinin sebebi ise kendilerine güvenmemeleridir.
 

2. Göz teması kurmaya çalışın:      İçgüdüsel olarak, gözlerinizin içine bakmayan kişi hakkında kendinize sorular sormaya başlarsınız. “Ne saklamaya çalışıyor? Neden korkuyor? Bir şey mi söylemek istiyor?”

Göz temasından kaçınırsanız kendiniz hakkında iyi bir şey söylemiş olmazsınız. “Korkuyorum. Güvenim yok” dersiniz. Bu korkuyu, diğer insanın gözlerinin içine bakarak yenin. Diğer insanın gözlerinin içine bakmak ona şunu iletir; “Açığım ve dürüstüm. Sana söylemekte olduğum şeye inanıyorum.

Korkmuyorum. Kendime güveniyorum.” Bırakın gözleriniz sizin için çalışsın. Gözleriniz karşınızdaki insanın gözlerinin içine baksın. Bu size sadece güven vermez, size güven duyulmasını da sağlar.

3. Yüzde 25 daha hızlı yürüyün:
     
Darbe yemiş, yoksulluk içindeki bir insan ayaklarını sürükleyerek ve tökezleyerek yürür. Kendine güveni sıfırdır. Sıradan insanların yürüyüşleri de “sıradandır.” Adımları “sıradandır.” “Kendimle çok fazla gurur duymuyorum” gibisinden bir görüntüye sahiptirler.
“Yüzde-25-daha-hızlı-yürüyün” tekniğini kullanmak kendinize güveni geliştirmede yardımcı olur. Omuzlarınızı geri çekin, kafanızı dik tutun; biraz daha hızlı yürüyerek kendinize güveninizin nasıl artmakta olduğunu hissedin. Sadece deneyin ve görün.
 
4. Düşüncelerinizi çekinmeden söylemeyi deneyin:
     
Farklı büyüklüklerdeki değişik gruplarla çalışırken pek çok insanın bilinçli olarak ve doğal bir yetenekle durup, tartışmalara katılmada başarısız olduklarını gözledim. Bunun nedeni, diğerlerine katılıp onlarla tartışmak istememeleri değildir. Daha ziyade, kendine güven eksikliğidir.

Konferansta suskun kalan insan kendi kendine şöyle düşünür: “Benim düşüncem büyük bir olasılıkla değersiz. Bir şey söylersem kendimi aptal yerine koymuş olabilirim. O nedenle hiçbir şey söylemeyeceğim. Bunun yanı sıra, gruptaki diğer kişiler belki benden daha çok şey biliyor. Benim dikkate dahi değmez biri olduğumu bilmelerini istemem.”

Konferans suskunu konuşmayı beceremediği her seferden sonra kendini daha yetersiz ve aşağılık duygusuna kapılmış hisseder. Çoğu zaman kendi kendine zayıf bir söz verir (içinin derinliklerinde tutmayacağını da bilir). Bir dahaki sefer konuşacaktır.

Bu çok önemli:      Suskunumuz her başarısız konuşma girişiminden sonra güven zehrinden bir doz daha alır. Kendine güveni gittikçe azalır.
Düşüncelerinizi çekinmeden söyleyin. Bu, kendinize güveni arttırıcı bir vitamindir.  Katıldığınız her açık toplantıda düşüncelerinizi çekinmeden söylemeyi kural haline getirin. Katıldığınız her iş toplantısında, komite toplantısında, grup forumlarında gönüllü olarak bir şey söyleyin. İstisnasız. Yorum yapın, öneri getirin, soru sorun. Konuşan son insan olmayın. Buzu kıran kişi olun. Yorum yapan ilk kişi.

5. Kocaman gülümseyin:      Pek çok kişi bir gülüşün kişiye büyük bir itici güç verdiğini duymuştur. Gülümsemenin güven açığını kapatmak için mükemmel bir ilaç olduğu söylenmiştir. Ama insanların çoğu buna hala inanmıyorlar, çünkü kokarken gülümsemeyi hiçbir zaman denememişlerdir.

Eğer karşımızdaki kişiye kocaman ve içten gülümserseniz kişi size kızmayı sürdüremez. Bir gün, bunu gösteren küçük bir olay geldi başıma. Kavşakta durmuş yeşil ışığın yanmasını bekliyordum ki BAM! Arkamdaki sürücünün ayağı frenden kaymış, arka tamponumu şöyle bir teste tabi tutmuştu.

Aynadan arkaya baktım ve arabadan indiğini gördüm. Ben de indim ve kurallar kitabını unutarak kendimi bir ağız dalaşına hazırladım. İtiraf etmeliyim ki onu konuşmamla parçalara ayırmaya hazırdım. Bereket versin, bu şansı yakalamadan önce bana doğru yürüdü, gülümsedi ve en samimi ses tonuyla şöyle dedi: “Arkadaş, gerçekten böyle bir şey yapmak istemedim.” Samimi açıklamasına uygun o gülümseme beni eritti. “Tamamdır. Olur böyle şeyler” gibisinden bir şeyler geveledim. Göz açıp kapatıncaya dek rakibim dostum olmuştu.              


Linkback: http://www.kisiselgelisimveolumlamalar.com/buyuk-dusunmenin-buyusu/guven-saglayip-korkuyu-yenin-t4349.0.html
Türkiye nin en büyük " Kişisel Gelişim " topluluğuyuz.455.000 kişilik Faceebok sayfamıza ulaşmak için tıklayınız.

You are not allowed to view links. Register or Login

Çevrimdışı gulcan

  • *
  • İleti: 77
  • İtibar : +2/-0
    • Mesajı Paylaş
GÜVEN SAĞLAYIP KORKUYU YENİN
« Yanıtla #1 : 30 Mayıs 2012, 14:12:26 »
ya ama bu muhteşem yazı için çok ama çok tşk ederim iyiki varsınız-şimdi korkumu kabul ediyorum ve hayatıma şimdi uyguluyorum çok şükür :))

Çevrimdışı Oznur Cam

  • *
  • İleti: 2,011
  • İtibar : +0/-0
    • Mesajı Paylaş
Ynt: GÜVEN SAĞLAYIP KORKUYU YENİN
« Yanıtla #2 : 11 Mart 2013, 16:05:25 »
yazı için tşkler ahh birde bizi ısırmak isteyen horlayan insanlara karşıda bir iki taktik verseydiniz ii olurdu
Ama yazı geçrknte çok ii .insana ilham veriyor gerçktne:)


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter